Öğretme Nedir

Öğretme Nedir

Öğretme Nedir

Öğretme Nedir

Öğretme Nedir?

Bilimsel içerikli bilgilere sahip isen, ve bu bilgileri gelecek kuşaklara anlatma kavrama duygun var ise, ve ve bu duyguları bilimin gereklerine göre yapacak isen, öğretme budur…

Öğretme, geçmişi temel alır, geleceği işaret eder…

Geçmişte böyle öğreniliyor du ‘ yu, geçmişte böyle anlaşılıyorduyu anlatıp, bugünün gereklerini eğitim açısından anlatabilmektir…

Kim öğretiyor? Öğretmenler..

Kim öğreniyor? İhtiyacı olan herkes..

Toplumsal, bilimsel bir birikime sahip iseniz, öğretebilirsiniz. Değilseniz..

Aslolan öğrenmektir..

 

Asperger sendromu Nedir

Asperger sendromu nedir Asperger Bozukluğu

Asperger sendromu Nedir

Asperger sendromu

Asperger Sendromu Nedir – Asperger’s Syndrome

Asperger sendromu, Asperger bozukluğu, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik bozukluklardan biridir. Asperger sendromu diğer OSB’lerden dil ve bilişsel gelişimde genel bir gecikme olmamasıyla ayrılır. Her ne kadar standart tanı ölçütleri arasında belirtilmemişse de motor sakarlık ve atipik dil kullanımına sıklıkla rastlanır.

Asperger sendromunun adı Avusturyalı çocuk doktoru Hans Asperger’den gelmektedir. Asperger, 1944 yılında, tedavi için gelen sözel olmayan iletişim becerileri eksik, yaşıtlarıyla empati kuramayan ve fiziksel olarak sakar olan çocukları tanımlamıştır. Elli yıl sonra AS Hastalıkların ve İlgili Sağlık sorunlarının Uluslararası İstatistiksel Sınıflaması’nda (ICD-10) ve Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Sınıflandırması’nda (DSM-IV) Asperger bozukluğu olarak tanınmıştır.

AS’nin birçok yönü hakkında cevaplanmamış sorular bulunmaktadır; örneğin AS ile yüksek işlevli otizm arasındaki ayrım şüphelidir; kısmen buna bağlı olarak AS’nin prevalansı kesin olarak belirlenmemiştir. Her ne kadar araştırmalar genetik kökenli olduğunu desteklese ve beyin görüntüleme teknikleri beynin özel bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar tespit etmiş olsa da AS’nin kesin nedeni bilinmemektedir.

Asperger sendromu için tek bir tedavi yoktur ve çeşitli müdahalelerin etkinliği yalnızca sınırlı veri ile desteklenmektedir. Müdahaleler belirtileri ve işlevselliği geliştirmeye yöneliktir. Tedavinin ana yöntemi davranışsal terapidir ve zayıf iletişim becerileri, takıntılı ya da yineleyici rutinler ve sakarlık gibi özel bozukluklar üzerine yoğunlaşır.

AS’i olan bireylerin büyük çoğunluğu farklılıklarıyla başa çıkmayı öğrenebilmektedir ama bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için sürekli moral desteğe ve teşviğe ihtiyaçları olabilir.

Araştırmacılar ve AS’li kişiler, AS’in iyileştirilmesi gereken bir hastalık ve normalden bir sapma olduğuna dair görüşlerden uzaklaşılıp, bunun bir engellilikten çok farklılık olduğu görüşüne yakınlaşılmasını sağlamıştır.

Sınıflandırma

Asperger sendromu, bireyin işlevselliğini etkileyen sosyal etkileşim ve iletişim bozuklukları ile sınırlı ve yineleyici ilgi ve davranışlarla belirtilen psikolojik durumlar spektrumu olan otistik spektrum bozukluklarından (OSB) ya da yaygın gelişimsel bozukluklardan (YGB) biridir.

Diğer psikolojik gelişimsel bozukluklar gibi ASB de bebeklik ya da çocuklukta başlar, remisyon ya da relaps göstermeksizin düzenli bir seyir izler ve beynin çeşitli sistemlerinde olgunlaşma ile ilgili değişikliklerden kaynaklanan bozukluklar içerir.

ASB, sosyal bozukluklar gibi otizme benzer kişisel özellikler gösteren ama ASB olduğu kesin olmayan geniş otizm fenotipinin bir alt kümesidir Diğer OSB türlerinden otizm belirtileri ve olası nedenleriyle AS’ye en benzer olanıdır ama tanısı iletişim bozuklukları ve bilişimsel gelişmede gecikmeler gerektirir.

Rett sendromu ve çocukluğun dezintegratif bozukluğu otizm ile çeşitli belirtileri paylaşır ama ilgisiz nedenleri olabilir; ve başka türlü adlandırılmayan yaygın gelişimsel bozukluk (YGB-BTA) ise ölçütler daha belirgin bir bozukluğu göstermediğinde teşhis edilir.

AS ile yüksek işlevli otizmin örtüşen yönleri (yüksek işlevli otizm zekâ geriliği olmayan otizmdir) tam olarak belirli değildir. OSB’nin güncel sınıflandırması, durumların gerçek doğasını yansıtmıyor olabilir.

Asperger Sendromu – Asperger’s Syndrome

Asperger sendromu, otistik gurubun bir Bölümü olan bir özürdür. Bu genelde, gurubun daha ”yüksek” tarafında yer aldığı düşünülen kişilere uygun bir tanıdır.

Guruptaki daha başka tanılar, otizim ve yüksek fonksiyonlu otizmdir. Asperger sendromu ve yüksek fonksiyonlu otisim genelde birbirinin yerine kullanırlar. Asperger sendromu herşeyi etkileyen bir gelişme bozukluğu (PDD Pervasive development disorder) (HEGB) olarak sınıflandırılmıştır: bu da hayatın her yönünü etkilediği anlamına gelir.

John’un hikayesi

İnsanlar John’la karşılaştıkları zaman, onun bazı problemleri olduğunu fark edemeyebilirler. John, herkes gibi okula gitmeyi çok istiyordu ve olaylara katılamadığı için de çok hayal kırıklığına uğradı. Hiçbir zaman takımlara seçilemiyordu, ve bahçede oynarken diğer çocuklara katılamıyordu. Ancak, matematik ve bilgisayarda çok iyiydi, ve arkadaşlarını, şakaları hatırlamadaki mükemmel hafızasıyla eğlendirebildiğini keşfetti.

18 yaşına geldiğinde John’a Asperger sendromu tanısı kondu. Daha sonra ise disleksiya ile tanımlandı, aynı zamanda depresyon da geçiriyordu.

Yetişkinliğe adım atarken, GCSE ve A-level (mezuniyet) notlarının çok iyi olmasına rağmen, özel bir destek sağlanana kadar, üniversite hayatıyla baş etmekte çok zorlandı. Mülakat teknikleri ve gününü organize etmekte, özel destek görene kadar, iş bulmakta çok zorlandı, bu destek ona birçok kapıyı açtı. İş verenleri onun çok çalışkan ve detaylara dikkat eden birisi olduğunu düşünüyorlar.

Jane’nin hikayesi

Jane’in okulda çok arkadaşı yoktu ve okul bahçesinde oynanan hayali oyunları anlayamıyordu. Başkalarının düşündüğü ama söylemediği şeyleri söylediği için, arkadaşları ona çok kaba birisi olduğunu söylüyorlardı. Bir yetişkin olarak da dışarı çıkıp arkadaşlarla kaynaşmayı çok zor buldu, ama satıranç oynamaktan çok keyif alıyordu, eşiyle de bir satıranç kulübünde tanıştı. Kocası ve çocukları onun bir rutine bağlı kalmak istemesini ve ani değişikliklerden aşırı rahatsız olmasını anlayışla karşıladılar, ev hayatlarını da buna göre ayarladılar.

Jane bir muhasebeci olarak iş buldu, işi, iş yerinde yapısal değişiklikler olup, birçok çalışan değişene kadar çok iyi gidiyordu. Jane bunlardan aşırı derecede huzursuz oldu, ve bir doktora gitti. Doktor onu, sonunda ona asperger sendromu tanısı koyan bir pisikoloğa havale etti.

Asperger sendromu olan kişilerin ne gibi sorunları vardır?

Asperger sendromu belirsiz bir durumdur – görünmeyen bir sendrom olduğu için, bu sendromu olan kişiler, birçok kişi tarafından yanlış anlaşılmıştır. Belirsizdir, aynı zamanda tanımlanması da zordur, genellikle, ”üçlü bir eksiklik” olarak tanımlanmıştır – üçlü bir zorluklar seti.

Toplumsal ilişkilerde zorluklar

İletişimde zorluklar

Hayal gücünde zorlanmalar

Asperger sendromu, genelde özel ilgilerin olmasını ve rutin bozulduğu zaman aşırı rahatsız olmayı kapsar.
Aşağıda bu üç zorluklarla ilgili bazı deneyimler belirtilmiştir.

Toplumsal ilişkilerde zorluklar

“Bir parti yapmayı çok istiyorum ama nasıl organize edebileceğim konusunda hiçbir fikrim yok.”

”Arkadaş edinmeyi çok zor buluyorum.”

”İnsanlarla kaynaşmak doğal olmuyor, kaynaşmayı öğrenmem gerekiyor.”

”Bazan durumları ve göstergeleri yanlış anlıyoruz.”

”Sanki görünmez bir duvarın arkasındayım.”

”Reçel kavanozuna kapanmış bir arı gibi hissediyorum.”

” İlişkilerle ilgili fikirlerimi filimlerden edindim. Bu bakış açısının çok realistik olmadığını biliyorum.”

”Toplumsal konularda ip uçlarını zor algılıyorum ve hata yaptığım zaman ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum.”

”Olaylara katılma yetimin eksikliğine çok üzülüyorum.”

”Bazen sadece bakarak başkalarının yaşını veya sosyal statüsünü anlamakta, herkesten daha fazla zorlanıyoruz.”

”Bazen bir konuşmayı devam ettirmekte zorlanıyoruz.”

”Bazen başka ülkelerden olan insanlarla anlaşmayı daha kolay buluyoruz.”

İletişimde zorluklar

”Bazen başkalarının söyledikleri şeyleri anlamakta zorluk çekiyoruz.”

” ”İki ile ikiyi toplayamıyor” gibi deyimleri anlamakta zorluk çekebiliriz.”

”Söylenenleri kelimesi kelimesine algılamaya meyilliyiz.”

”Bazan, başkalarının konuyla ilgilenmediğini fark edemeyip, bir şey hakkında durmadan konuşuruz.”

”Sıralı bir şeyler yapmakta zorlanırız, sıramızın geldiğini anlayamayız.”

”Bazan kendimizi anlatımakta zorluk çekeriz.”

”Eğer, asperger sendromunuz varsa, konuşmaları anlamak, yabancı bir dili anlamaya benzer.”

”Bazan göz teması kurmakta zorluk çekeriz ve hatta göz teması kurmak bize acı verebilir, insanlar da bizi bu yüzden yanlış anlayabilirler, dürüst olmadığımızı veya kasıntı olduğumuzu düşünebilirler.”

Hayal gücünde zorluklar

”Çoğumuz başkalarının ne hissettiğini anlamakta zorlanırız.”

”Çocuk olarak bazan, oyun bahçesinde oynanan ve hayal gücü gerektiren hikayelere veya şakalara katılamayız. Bu bazılarımızın büyürken öğrendiğimiz bir şeydir.”

”Başkalarını ne bildiğini anlamakta zorlanırız. Daha çok zorlandığımız bir alan ise başkalarını ne düşündüğünü anlamaktır.”

”Hikaye ve piyesleri anlamakta zorluk çekeriz.”

”Bazan başkalarının hissettikleriyle özdeşleşmekte zorluk çekeriz.”

”Duyguların ve yüz mimiklerinin ne ifade ettiğini anlamak bizim için çok zordur – birisi kocaman gülümsüyorsa, daha açık anlaşılır, ancak, daha az belirgin mimikleri anlamak zordur.”

”İnsanlar iletişimde ve toplumsal ilişkilerde zorluk çekenlerin sadece asperger sendromu olan kişiler olmadığını unutmamalıdırlar. Herkes bir yere kadar bunları zor bulur, ancak, asperger sendromu olan kişiler bunları daha da zor bulurlar.”

Özel ilgiler

”Bizim hayatımızı yöneten özel ilgilerimizin olması daha muhtemeldir.”

”Ben özel ilgi olan bir şeyden ayrılmam gerektiği zaman, o şeyi bırakmayı çok zor buluyorum.”

”İlgimiz olan bir alanda çalışabilmemiz veya eğitim görebilmemiz için, bazan özel ilgi duyduğumuz şeyleri geliştirebiliriz.”

”Bayraklara olan ilgimi herkes paylaşamıyor.”

”Elektirik direklerine ve nasıl yapıldıklarına bakmaktan gerçekten de çok keyif alıyorum.”

Rutinler

” Rutine yapılan değişikliklerle başa çıkmakta herkesten daha fazla zorlanabiliriz. Bu da tatile çıkmayı veya yeni bir işe girmeyi çok zorlaştırabilir.”

”Eğer, daha önceden uyarılırsam, değişiklikten o kadar da rahatsız olmam, ancak bunun aniden karşıma çıkmasındansa, haberli olarak yapılması gerekir.”

Sebepler

Asperger sendromuna neden olarak, çevresel faktörler, beyin zedelenmesi, zor doğum veya bebekken geçirilen hastalık gibi birçok sebep öne sürülmüştür. Şu anda sebebin ne olduğuna kimse kesin olarak emin olamıyor. Araştırmalar halen sürmekte, ancak, kişilerin genetik yapısının asperger sendromunda önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

Genel yargı

Asperger sendromu kültür ve dil ayırımı gözetmez. Bu, kadınlardan çok erkekleri etkileyen bir durumdur. İnsanlar, asperger sendromu olan kadınların karşılaştıkları zorlukları görmekte zorlanabilirler.
”Asperger sendromu olan kişilerin, diğer insanlara göre, disleksik olmaları, sindirim ve akıl sağlığı ile ilgili sorunlar yaşamaları daha olağandır.”

Neleri iyi yaparız?

Asperger sendromu yaşamak, endişelendirici ve üzücü bir durum olabilir, ancak, bizim yapmakta iyi olduğumuz, herkesin ise yapmakta zorlandığı şeyler vardır. Birçoğumuz zekiyizdir ve IQ seviyemiz yüksektir. Aşağıda bizim guruba dahil olanların yapmakta iyi olduğu bazı şeyler verilmiştir.

”Olay ve sayıları hatırımda mükemmelşekilde tutabiliyorum – örneğin; araba plakaları ve çarpım tablosu gibi. Telefon numaralarını yazmama bile gerek yok. Şakaları, fıkraları ve hatta senoryoları hatırımda tutma yeteneğim mükemmel.”

”On yıl önce yaptığım konuşmaların detaylarına kadar mükemmel bir şekilde hatırlıyorum. (Bu da, diğer kişi bir şeyi söylediğini hatırlayamazsa, tartışmalara sebep olabilir!)”

”Çok kuvvetli bir adalet anlayışım var.”

”Bilgisayar paketleri konusunda çok yetenekliyim.”

”Yabancı dil öğrenme konusunda çok yetenekliyim.”

Bize neler yardımcı olabilir?

”İnsanlar asperger sendromu olan kişileri anlamak için çaba harcamalıdırlar.”

”Öğrenme konusunda yardıma gereksinim duyarız – örneğin, üniversitedeyken eve gelen bir yardımcı, bana bazı şeylerin nasıl yapılacağını gösterdi,”

”Deneme yoluyla öğrenebiliriz.”

”Ev içindeki şeyleri, duygularımızı ve arkadaşlığı öğrenebilmek için desteğe gereksinim duyarız.”

”İnsanlar, açık ve net bir şekilde bizimle konuşarak – yapmamız gerekenleri anlaması kolay bir şekilde anlatarak ve bu işleri yaparken bize destek olarak bize yardımcı olabilirler.”

”İş bulmak için desteğe gereksinimiz vardır. İş bulmada ve iş hayatımızı yönlendirirken aldığım destek hayatımı değiştirdi.”

”Kendi işimizi kuduğumuz zaman da desteğe gereksinim duyarız.”

”İnsanlar anlatımak iştediklerini alaya başvurmadan, açık ve net bir şekilde anlatımalıdırlar. Bize ne söylediklerini hatırlamalı ve söylediklerinde tutarlı olmalıdırlar.”

”İnsanların, durumumuzu ve bazan garip davranışlarımızı, anlayışla karşılaması ve kabul etmesi çok önemlidir. ”

”Bazan insanların bizim arkadaşlığı veya bir konuşmayı başlatamadığımızı ama bize yardımcı olurlarsa kendi şartlarımızda olaylara katılacağımızı anlamaları önemlidir.”

”Bizim için kuralların açık olması gereklidir. Toplum içinde ne yapıp yapmamamız gerektiğinin bize söylenmesi gereklidir.”

”Sıcak bir yaklaşımla, açık ve doğrudan olmanız çok yararlı olacaktır.”

”İyi yönlerimiz ve yeteneklerimiz üstünde yoğunlaşın.”

Özel eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve Özel eğitim öğretmenleriyle asperger sendromlu çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar   YGB en sık sorulanlar   YGB Destek Eğitim Programı    Ana Sayfa   İletişim

Tanı Facebook

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.

 

Destek Eğitim Programları

Destek Eğitim Programları

Okula Uyum Sorunları

Okula Uyum Sorunları

Okula Uyum Sorunları

Okula Uyum Sorunları

Okula Uyum Sorunları

Okula Uyum Sorunu Nedir?

Çocukları ilkokula yeni başlayacak bazı aileler çocuk okula uyum sağlayıp sağlayamayacağı konusunda kaygılar taşıyabilirler. Bu konudaki muhtemel problemleri aşabilmek için veliler ve öğretmenlerin birlikte hareket etmesi gerekir.

Ailelerin okula yeni başlayacak çocuklarını okulla ve öğretmenle tehdit etmemeleri gerekir. Anne-babaların çocuğunu okula götürürken soğukkanlı ve tutarlı olması gerekir.

Duygusal davranarak, çocuk okula gitmek istemiyor diye onu okul yolundan geri çevirmek, onun okula uyumunu çok geciktirir. Ancak aileler tarafından öğrencideki okul korkusunun acil sorun olarak görülerek, nedeninin araştırılması gerekir.

Okul, çocuklar için yeni bir sosyal ortamdır, çocuğun bu ortama uyumu, aileden kazandığı iletişim becerileri ve ilişki biçimlerini kullanmasıyla mümkündür. Çocuğa anaokulu döneminde ve daha öncesinde kendi ayakları üzerinde durabilme yeteneğinin verilmiş olması çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracaktır.

Ancak aile içindeki iletişimsizlikler, çocuğun zeka düzeyi ve öğretmen hataları, çocuğun okula uyumunu zorlaştırabilir. Çocuk, okula uzun süre uyum sağlayamazsa; aile, rehber öğretmen birlikte hareket etmeli, uyumsuzluk devam ederse mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.

Okula uyum sorunu sadece okula yeni başlayanlarda görülmez. Bir üst sınıfa geçen ara sınıf öğrencilerinde de uyum sorunu görülebilir. Çünkü yaz tatilinde rahatlama dönemine giren çocuklar okullar açıldığında tekrar ders çalışma, erken kalkma sorumluluğu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumdan aşırı etkilenen bazı öğrenciler özellikle ilk günlerde dersi dinlemek, okula gitmek istemeyebilir. Fakat bu sorunlar kısa sürede aşılır.

Okul stresinden kurtarmalıyız

“Okul” çocuklarda strese yol açabilir. Okul stresinin en temel nedenlerinin başında okul hakkındaki belirsizlikler ve bilgisizlikler gelmektedir. Daha önce dar bir sosyal çevrede bulunan öğrenciler bu yüzden okula başlama konusunda isteksizlik ve stres yaşayabilir. Bu bakımdan çocuk okula başlamadan önce bilgisizlikler ve belirsizlikler giderilmeye çalışılmalıdır.

Her şeyin başı anlayış

Anne babalar çocuklarına karşı anlayışlı olmalıdır.”Bebek misin sen, kocaman adam oldun, korkacak ne var?” gibi bastırıcı yöntemlerden uzak durmalıdırlar. Bu yaklaşım sorunları çözmez, bastırır. Bastırılan bir sorun da sonradan daha büyük bir şekilde karşımıza tekrar çıkar.

Okul ile ilgili Abartılı anlatımlara son verin

Okul hakkındaki abartılı yorumlardan kaçınılmalı, çocuklara okul, sınıf, sıra, öğretmen, müdür, ders, teneffüs, sınıf arkadaşı ve okul arkadaşı gibi kavramlar konusunda bilgiler verilmelidir.

Çocuğu”okul”la korkutmayın

Hata yaptıklarında onları okul veya öğretmenle korkutursak, çocuğun öğretmenden ve okuldan soğumasına neden oluruz. Okul ceza verilen bir yer olarak gösterilmemelidir.

Okul gezdirilebilir

Gideceği okul mümkünse gezdirilmelidir: Çocuk, aynı okula gidecek akraba veya tanıdık çocuğu varsa o çocuklarla tanıştırılabilir. Okulda nasıl davranacağı çocuğa ayrıntılışekilde anlatılmalıdır. Mümkünse öğretmeniyle önceden tanışılmalıdır.

Kıyafetleri önceden alınabilir

Çocuğun okul kiyafetlerini önceden alıp evde denemesini, onlara alışmasını sağlayabiliriz. Çocuğun okulda kullanacağı kitabı, defteri ve kırtasiye malzemelerini seçerek kendisinin almasına izin verilmelidir. Böylece çocuk okul ile ilgili güzel duygular hissedecek, psikolojik olarak kendisini okula hazırlayacaktır. Aileler okulun açıldığı ilk birkaç gün çocuğu okula bizzat götürebilir. Ancak bunda da aşırı korumacı bir tavır takınmamalıdır.

Okul, öğrencinin baştan savıldığı bir yer değildir

Aileler çocuğa”Okullar açılsa da senden kurtulsam.” dememelidir. Öğretmenleri de her şeye kızan, sürekli ceza veren, hep yargılayan bir kişi olarak değil; öğrencileri çok seven, onları yarınlara hazırlayan bir kişi veya kişiler olarak göstermelidir. Çocuklarımız öğretmenlerini çok sevmeli, onlara derin saygı duymalıdır.

Ailenin aşırı koruyucu tavrı okul fobisine sebeb oluyor

Bir hata yaptıklarında çocuklarımızı okul veya öğretmenle korkutursak, çocuğun öğretmenden ve okuldan soğumasına neden oluruz. Okul ceza verilen bir yer olarak gösterilmemelidir. Okul fobisinin temel nedenlerinden bir,i aileden ayrılma korkusudur. Çocuk aşırı korumacı bir anlayışla yetiştirilmişse, arkadaşlarıyla iletişimi çok az olmuşsa, dışarıya pek çıkmamışsa kendi ayakları üzerinde duramıyorsa ailesinden uzak kalmak onu çok korkutur.

Bu durum pek çok çocukta görülür ve zamanla düzelir. Ancak düzelmeme olasılığı da vardır. Birbirine duygusal anlamda aşırı derece de bağlı ailelerde çocuk okula gittiğinde anne babasının ona olan sevgisinin azalacağını düşünebilir. Kardeşi varsa kendisine gösterilen sevginin bundan sonra kardeşine yöneleceğini zannedebilir.

Annesinin babasının başına bir şey gelebileceğinden endişe edebilir. Bütün bunlar da çocukta okul fobisine yol açabilir. Ailenin çocukla kurduğu yanlış iletişim de okul fobisinin kaynağı olabilir. Anne veya baba,”Beni üzersen annesiz, babasız kalırsın!” ya da benzeri sözler kullanarak çocuğu kontrol altında tutmaya çalışmışlarsa çocuk her tehlikede sığındığı ailesinin kendisini bırakıp gideceğini düşünebilir.

Okul fobisinin belirtileri nelerdir?

Okul fobisi (korkusu), kuvvetli bir endişe sebebiyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi veya bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul fobisi yaşayan çocuklar genellikle okul saati yaklaştığında isteksizliklerini bedensel yakınmalar ile dile getirmeye çalışır. Çocukta mide bulantısı, karın ya da baş ağrısı şeklindeki bedensel şikayetler genellikle sabahları uyanır uyanmaz başlar.

İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk, sık sık hasta olmadığı halde hastaymış gibi davranmak, alınganlık ve sinirlilik, enerji kaybı, okul etkinliklerine karşı ilgisizlik, utangaçlık ve içekapanıklık gibi belirtiler görülür. Çocuklardaki bu belirtiler, okula gitmemelerine karar verilir verilmez de kaybolur.

Çocuklar aslında buşekilde davranarak anne-babalarını okula gitmemek için ikna etmeye çalışırlar. Aileleri onlara “Tamam, bugün okula gitmeyebilirsin.” derse, çocuktaki psikosomatik olan bu sorunlar birdenbire ortadan kalktığı, ağrıların geçtiği görülür. Ancak çocuğun evde kalması uzadıkça okula başlaması da güçleşir. “Yatışsın, düzelir, sonra göndeririz, iyileşince göndeririz.” şeklindeki yaklaşımlar sorunun çözümünü oldukça zorlaştırır.

Okul fobisi yaşayan çocuklar için sadece okula gitmek sorundur. Bu çocuklar evde kaldıkları sürece hayatlarından memnundurlar. Hiçbir sorun yaşamazlar. Bu yüzden gerçekte ciddi sorunları ve hastalıkları yoktur.

Özel eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve özel eğitim öğretmenleriyle okula uyum sorunları olan çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.

Öğrenme Güçlüğü Dil ve Konuşma Terapisi
Burdon Dikkat Testi Sosyal ve Duygusal Gelişim
Öğrenme Eğitim Programı Aile eğitimi
Öğrenme Teorileri Bedensel Engelliler
Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Eğitim Programları
Zihinsel Engelliler Duyu Terapisi
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Özürlü Hakları
Down Sendromu Özel eğitim Kanunu
Davranış Bozuklukları Etkinliklerimiz
Ana Sayfa İletişim