Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelliler, Zihinsel Engel Nedir

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelli Bireyler

Zihin engelliler, özel eğitime muhtaç çocuklar içerisinde oldukça önemli bir grubu oluşturmaktadır. Zihin engelli çocuklara ilişkin ilk tanımların 1800’lü yıllara dayandığı; daha açıklayıcı tanımların ise 1900’lü yıllarda yapıldığı gözlenmektedir.

Zihinsel Engelliler İşlevlerdeki Sınırlılıklar

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelliler

AAMR’nin yeni tanımlama ve sınıflandırma sisteminde zihinsel işlevlerdeki sınırlılıklar, zihinsel işlevlerdeki bu sınırlılıklarla ilişkili uyumsal beceri alanlarında sınırlılıklar gösterme durumu ile birlikte ele alınmakta ve değerlendirilmektedir.

AAMR (1992) tanımının uyarlanmasında dört varsayımın dikkate alınması gerektiğini özellikle vurgulamaktadır. Çünkü geçerli değerlendirmenin, ancak bu varsayımların dikkate alınmasıyla gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir.

Geçerli değerlendirmede bireyin kültür ve dil farklılıkları olduğu kadar iletişim ve davranış özelliklerindeki farklılıklar da göz önünde bulundurulur.

Bireyin kültür, dil, iletişim ve davranışlar gibi özelliklerinin göz önünde bulundurulmaması yapılacak değerlendirmeyi geçersiz kılabilir. Bu nedenle disiplinler arası bir ekip tarafından bireyin, gereksinimlerinin ve koşul çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerekir.

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engellilerde Uyumsal becerilerde sınırlılıklar

Uyumsal becerilerde sınırlılıklar, bireyin yaşıt bulundukları tipik çevre koşullarında geçerlidir ve bireyin yardıma olan gereksinimi ile ilişkilidir. Bireyin yaşıt bulunduğu tipik çevre koşulları, bireyin yaşıt genel olarak yaşadıkları, öğrendikleri, çalıştıkları ve etkileşimde bulundukları ev, yakın çevre, okul, iş ve diğer ortamları ifade etmektedir.

Yaşıt kavramı aynı zamanda bireylerin aynı kültür ve dil geçmişine sahip oldukları anlamını taşımaktadır. Uyumsal becerilerde sınırlılıkların belirlenmesi, bireyin gereksinim duyduğu hizmetleri ve çevrenin sunduğu yardımları içeren yardımların analizi ile birlikte ele alınmaktadır.

Özel bazı uyumsal becerilerde görülen sınırlılıklar

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelliler

Özel bazı uyumsal becerilerde görülen sınırlılıklar tüm becerilerde ve kişisel yeterliklerde de sınırlılıkların olacağı anlamına gelmez. Birey diğer uyumsal becerilerde ve kişisel yeterliklerde güçlü olabilir. Bireyler sıklıkla zihin engellilikten bağımsız bazı yeterliklerde güçlü olabilirler.

a) Birey, zihin engellilikle ilişkili uyumsal beceri sınırlılıklarından bağımsız olarak fiziksel ve sosyal yeterliliklerde güçlü olabilir.

b) Birey, belirli bir uyumsal beceri alanında (örneğin, sosyal beceriler) güçlü olabilirken, diğer beceri alanlarında (örneğin, iletişim) güçlük gösterebilir.

c) Bireyin belirli bazı uyumsal becerileri güçlü olurken aynı alanda sınırlılıkları olabilir (örneğin, işlevsel matematikte, işlevsel okumada sınırlı ya da tersi). İnsanların belli bir alanda güçlü olup olmadığına karar vermek görecelidir. Buna karar vermenin en iyi yolu diğer beceri alanlarındaki durumuna bakmaktır.

Uygun yardımlar

Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engelliler

Genellikle, belirli bir süre sağlanan uygun yardımlarla zihin engelli bireyin yaşam islevlerinde ilerlemeler gerçekleşir. Uygun yardımlar; bireyin gereksinimlerine uygun hizmetleri, personeli ve düzenlenen ortamları kapsamaktadır. Her ne kadar zihin engellilik durumu yaşam boyu görülmese de, birçok bireyde yardıma duyulan gereksinim, uzunca bir süre; bazılarında ise zaman zaman devam edecektir.

Gerçekte zihin engelli tüm bireyler etkili yardım hizmetleri sonucu olarak işlevlerini geliştirirler. Bu da onları daha bağımsız, üretici ve yaşadıkları toplumla daha bütünleşmiş duruma getirir. Eğer birey anlamlı bir gelişme kaydedemezse, bu durumda ona sağlanan yardımların etkili olup olmadığı, yapılan değişikliklerin uygun olup olmadığı soruları akla gelir.

Yeni tanımın AAMR’nin daha önceki tanımlarıyla karşılaştırıldığında getirdiği en önemli yenilik, uyumsal davranışların tek tek sıralama ve açıklanması olmuştur. Bu tanımla uyumsal davranışlar kavramı açıklığa kavuşturulmuş ve 10 uyumsal beceri alanı belirlenmiştir (AAMR, 1992).

Tanımda tek tek sıralanan ve açıklanan iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş gibi uyumsal beceri alanları başarılı bir yaşam sürdürmenin temelinde yer almaktadır.

Sonuç olarak, zihin engellilerin yardım gereksinimlerinin önemli bir Bölümü sayılan uyumsal beceri alanları, bağımsız yaşam becerileriyle yakından ilişkili olmaktadır.

Zihinsel Engelliler Bağımsız Yaşam Becerileri

Bağımsız yaşam becerileri, bireyin doğumundan başlayarak yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan beslenme, barınma ve sevgi gibi birincil gereksinimleri dışındaki tüm gereksinimlerini karşılamaya dönük geniş kapsamlı bir kavramdır.

Özünde çok büyük farklılıklar olmamakla birlikte değişik kaynaklarda bağımsız yaşam becerilerine ilişkin yapılan değişik sınıflandırmalara rastlanılmaktadır.

Sıklıkla sözü edilen gelişim alanları, (uyumsal davranışlar, toplumsal beceriler ve mesleki beceriler) bağımsız yaşam becerileri altında toplanabilmektedir.

Bu sınıflandırmada görüldüğü gibi, bağımsız yaşam becerileri genel olarak, başarı için gerekli temel beceriler, uyum için gerekli beceriler, topluma uyum becerileri (günlük yaşam becerileri), mesleğe hazırlık ve mesleki beceriler olarak dört beceri alanına ayrılabilmektedir.

Temel Beceriler

a. Temel Gelişim Becerileri
1. Sinir Sistemi Gelişimi
2. Motor Gelişim
3. Bilişsel Gelişim

b. Sayısal Bilgiler
1. Temel Matematik
2. Zamanı Planlama

c. Yaşamda Gerekli Okuma
1. Temel Akademik Beceriler
2. İşlevsel Okuma

D. Iletişim
1. Anlamlı Dil
2. Alıcı Dil
3. Yazma ve Sesleme
4. Becerileri

Uyum İçin Gerekli Beceriler

a. Kendini tanıma
1. Kendinin Farkında Olma
2. Benlik Kavramı

b. Kişilik ve Duygusal Uyum
1. Geri çekilme
2. Kendini Kontrol Etme
3. Model Alma ve Taklit Etme

c. Bireylerarası Sosyal Beceriler
1. Temel Etkileşim Becerileri
2. Gruba Katılma
3. Oyun Etkinlikleri
4. Sosyal Etkinlikler
5. Cinsel Davranışlar
6. Sorumluluk

Toplumsal Uyum Becerileri

a. Özbakım Becerileri
1. Tuvalet
2. Yemek Yeme
3. Giyinme

b. Tüketici Becerileri
1. Para İdaresi
2. Banka İşlemleri
3. Bütçe Yapma
4. Alışveriş Yapma

c. Ev İçi Beceriler
1. Mutfak Becerileri
2. Ev Temizliği
3. Ev Yönetimi, Bakımı ve Onarımı
4. Çamaşır Yıkama ve Giysilerin Bakımı

D. Sağlık Bilgisi
1. Çeşitli Sağlık Sorun Tedavisi
2. Beden ölçülerini Koruma
3. İlaç Kullanma
4. Kişisel Sağlık Cihazlarını Ayarlayabilme

E. Topluma İlişkin Bilgi
1. Bağımsız Seyahat Becerileri
2. Toplumsal Beklentiler
3. Toplumun Farkında Olma ve Yararlanma
4. Telefonu Kullanma

Meslek öncesi ve mesleki beceriler

a. İşe Hazır Olma
1. İşin Farkında Olma
2. İş Görüşmeleri ve İş Formları Doldurma
3. İş Başında Bilgilenme

b. Mesleki Davranışlar
1. Mesleki Performans ve üretim
2. Çalışma Alışkanlık ve Tutumları
3. İş İlişkileri
4. Belirli Bir Mesleğe İlişkin Beceriler
5. Meslek Becerilerini Öğrenme ve Değişik Durumlarda Kullanma

c. İşe Uygun Sosyal Davranışlar Sergileme

Başarı için gerekli temel beceriler

Başarı için gerekli temel beceriler, temel gelişim becerileri, günlük yaşamda gerekli sayısal bilgiler, günlük yaşamda gerekli okuma ve iletişim gibi alt beceri alanlarından oluşmaktadır.

Uyum için gerekli beceriler, kendini tanıma, kişilik ve duygusal uyum ve bireylerarası sosyal beceriler alt beceri alanlarından oluşmaktadır.

Toplumsal uyum becerileri ya da günlük yaşam becerileri, özbakım becerileri, tüketici becerileri, ev içi becerileri, sağlık bakımı ve toplumsal bilgi beceri alanlarından oluşmaktadır. Meslek öncesi ve mesleki beceriler ise, ise hazır olma, mesleki davranışlar ve mesleğe uygun sosyal davranışlar sergileme gibi beceri alanlarından oluşmaktadır.

Bağımsız yaşam becerilerinin bu denli ayrıntılı olarak ele alınması ve sınıflandırılması zihin engelli bireylerin bağımsız yaşamaya hazırlanmalarına verilen önemi göstermektedir.

Nitekim AAMR’nin yeni tanım ve sınıflandırma sisteminde açıklanan ve ayrıştırılan uyumsal beceri alanları başarılı bir toplumsal yaşama geçişte esas olarak görülmektedir.

Zihin engelli çocukların eğitim gereksinimleri

Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi engelli çocukların eğitiminde de, onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır.

Zihin engelli yetişkinlerin aile üyesi, isçi, öğrenci, boş zaman etkinliklerine katılımcı olma, tüketicilik ve vatandaşlık gibi toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için tam bağımsızlık kazanma önemli olduğu vurgulanmaktadır (Bender ve Valletutti, 1982).

Bu amaca ulaşılması, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortam sunulmasıyla mümkün olabilmektedir.

Zihin engellilerin eğitim gereksinimleri onların bazı özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Zihin engelliler homojen bir grup olmadığından, çeşitli özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar göstermektedirler.

Bu farklılıklar, onların toplum yaşamına hazırlanmalarında gerekli olan bir çok beceriyi öğrenmede başka yardımına daha fazla gereksinim duymalarına yol açabilmektedir.

Özellikle, diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri bir çok beceriyi zihin engelli çocuklar kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler.

Dolayısıyla zihin engelli bireylerin eğitim gereksinimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü ve disiplinlerarası bir yaklaşım doğrultusunda, AAMR’nin tanımı ve bu tanımın uyarlanmasındaki varsayımların dikkate alınması önerilmektedir.

Sonuç olarak, birçok zihin engelli birey bağımsız yaşamaya adaydır. Birçoğu kendi bakımını sağlamaya, ev işlerini yapmaya, evlenip aile kurmaya, evdeki eşya ve cihazları kullanmaya, temizliğe, yiyecek hazırlamaya, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürmeye gereksinim duyacaktır.

Zihin engelli bireyler zamanı geldiğinde ailelerinden ayrılarak kendi evlerini kurmak durumunda kalacaklardır. Evlerinden ayrılan bu bireyler ise; birçok ülkede olduğu gibi, normal ev, apartman, grup evleri, yatılı kurumlar gibi pek çok ortamda yaşayabilecektir.

Dahası, yalnız yaşama, destek yaşam evlerinde yaşama, komşu desteğiyle yaşama, başka ailelerin yanında yaşama gibi seçenekleri olabilecektir.

Bu nedenlerle zihin engelli bireylerin değişik ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için ciddi olarak hazırlanmaları gerekir). Dolayısıyla zihin engellilerin eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek olmalıdır.

Zihinsel engelliler eğitimi

Tanı Özel Eğitim ve Rahabilitasyon Merkezimizde Zihinsel Engelli çocuk ve gençlerimize yönelik olarak, bireysel ve grup eğitimleri sunulmaktadır.

Zihinsel Engelliler ile ilgili herhangi bir sorunuzda lütfen arayınız. Alanında deneyimli, zihinsel engelli ve sınıf öğretmenleri sorunlarınıza mutlaka bir çözüm önerisi sunacaklardır…

Özel eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve Özel eğitim öğretmenleriyle zihinsel engelli çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Atilla CAVKAYTAR
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Zihinsel Engelliler ile ilgili okuyabileceğiniz diğer yazılar

Mental Retardasyon
Zihinsel Engellilerin Destek Eğitim Programı
Zihinsel Engellilerin Tanımı ve Özellikleri

ANA SAYFA   İLETİŞİM     REHABİLİTASYON MERKEZLERİ

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.

Davranış Bozukluğu Tedavisi

Davranış Bozukluğu Tedavisi

Davranış Bozukluğu Tedavisi

Davranış Bozukluğu Tedavisi

Davranış Bozukluğu Tedavisi

Çocukların gelişim dönemlerinde karşılaşılan sorunlar olağan ve geçicidir, ancak çocuk bu dönemlerde sorunlarını çözerken engellemelerle karşılaşırsa, dönemsel diye nitelenen sorunların çözümü çocuğun ileriki yaşlarına ertelenir. Bu durumlarda ortaya çıkan sorunlar uyum ve davranış bozuklukları olarak tanımlanır.

Bu sorunları taşıyan çocuklar büyük ölçüde tedavi edilebilir. Antisosyal davranışlar, yaşadıkları olumsuz durumlara gösterdikleri bir tepki olduğu için, çocuklarda erişkinlerden daha fazla ve daha kolay tedavi edilebilir.

Bu sorunları taşıyan çocuklar; davranışlarıyla çevresindekilerin kendilerine olumsuz yaklaşmalarına neden olabilirler. Bu durumda çocuk daha da fazla tepki gösterir.

Çok ileri durumlarda, aile bireyleri kendi çocuklarından şiddet görebilirler. Özellikle 10 yaşından önce başlayan uyum ve davranış bozuklukları tedavi edilmez ise ileride suça yatkın olma olasılığı yüksektir.

Çocuklukta davranış bozuklukları kendiliğinden geçmez. Aileler böyle durumlarda mutlaka profesyonel yardım almalıdır.

Ailelere ve öğretmenlere çocuğu pozitif yönlendirmeleri için neleri yapmaları gerektiği anlatılmalıdır.

Çocukların tedavisinde, aile; çocuğun eğitimiyle ilgili danışmanlık almalıdır.

Davranış Terapisi

Uyum ve davranış bozuklukları olan çocuklar kendi duygularını anlatmakta ve başkalarını anlamakta güçlük çekerler. Ben merkezci oldukları için kendilerini başkalarının yerine koyamazlar, dünyayı tehlikeli görür ve kendilerini tehdit altında hissederler, bir sorun karşısında alternatif çözüm bulmakta zorlanır ve agresif bir tutum takınırlar. Bu çocuklarla davranış terapisi çalışılmalıdır.

İlaç Tedavisi

Çocuktaki davranış bozuklukları tehlike duruma gelmişse, (şiddet vb.) ilaç tedavisi düşünülebilir. Psikoterapi yetersiz kalıyorsa, aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve kaygı gibi davranım bozukluklarıda varsa ilaç tedavisi başlatılmalıdır.

Özel eğitim ve Rehabilitasyon Merkezimizde alanında uzman pedagog ve özel eğitim öğretmenleriyle davranış bozukluğu gösteren çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI   ANA SAYFA   İLETİŞİM   DİL VE KONUŞMA SORUNLARI

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.

Davranış Bozuklukları

Davranış Bozuklukları, Davranış Bozukluğu Nedir

Davranış Bozukluğu Nedir?

Davranış bozuklukları: Çocuklar her yeni gelişim dönemine geçtiklerinde yeni beceriler kazanırlar. Çocuğun edindiği her yeni beceri beraberinde çözülmesi gereken bir sorunu da getirir.

Davranış Bozuklukları

Davranış Bozuklukları

Gelişim dönemlerinde karşılaşılan sorunlar olağan ve geçicidir, ancak çocuk bu dönemlerde çevresindeki yetişkinlerin yanlış tutumlarına maruz kalırsa veya sorunlarını çözerken engellemelerle karşılaşırsa, dönemsel (olağan) diye nitelenen bu sorunların çözümü yeni gelişim dönemlerine ve çocuğun ileriki yaşlarına ertelenir.

Bu durumlarda ortaya çıkan sorunlar uyum ve davranış bozuklukları olarak adlandırılır.

Örneğin, çocuk, sosyal-duygusal gelişimi gereği yaşıtlarıyla oyun oynaması gereken bir yaşta, sürekli yalnız kaldıysa, ileride içine kapanık bir çocuk ve yetişkin olabilir.

Çocuk gelişimsel olarak kendi kendine üstünü giyinme ve yemek yeme davranışlarını yapabilecek becerilere sahipken, aile tarafından sürekli bu becerilerini sergilemesi engellendiyse, bu alandaki gelişimini farketmesi ileriki yaşlara kalacağı için yeni gelişim dönemlerinde ortaya çıkacak sorunlarla baş etmesi güçleşecektir.

Baskıcı, aşırı disiplinli, aşırı koruyucu ve alaycı, aşağılayıcı aile tutumları da uyum ve davranış bozukluklarına yol açar. Uyum bozuklukları yalnızca ailenin yanlış tutumlarına bağlı olarak gelişmez, çevresel faktörlere bağlı olarak da gelişebilir.

Yangın, deprem, tüp patlaması gibi travmatik olaylar; evdeki kavga ve huzursuzluklar, aile içi şiddet gibi aile içi sorunlar; ölüm veya boşanma nedeniyle anne-babadan uzak kalma gibi kayıp ve ayrılıklar da uyum ve davranış bozukluklarına yol açan çevresel faktörlere örnek olarak verilebilir.

Çocuklarda davranış bozuklukları

Altını ıslatma ve dışkı kaçırma, Psikolojik kökenli kekemelik, Parmak emme, Tırnak yeme, Fobiler ve korkular, Yeme bozuklukları ve iştahsızlık, Uyku bozuklukları, Mastürbasyon (kendi kendini tatmin etme), İçe kapanıklık, Çalma, Yalan söyleme, Aşırı hareketlilik, Saldırganlık, Saç yolma, Uyur gezerlik, Bağımlılık, Aşırı inatçılık

Uyum Bozukluğu ile Normal Davranışı Birbirinden Ayırdetmek

Aileler genellikle, çocuğun gelişim dönemine bağlı olarak yaşadığı olağan sorunlarla, uyum bozukluğu olarak kabul edilen davranışlar arasında ayırım yapmanın zor olduğunu ifade eder.

Anne-babalar için bu ayrımı sağlıklı biçimde yapmak çok zordur, ancak belirli kriterleri göz önünde bulundurarak en azından bir uzmana başvurmaları gerekip gerekmediğini tespit edebilirler.

Örneğin, alt ıslatma davranışını ele alalım. Birbuçuk yaşında tuvalet eğitimi almış bir çocuğun, ilk 1-1,5 sene, zaman zaman altına kaçırması normaldir. Çoğu zaman çocuk kaslarını kontrol etmekte güçlük çekebileceği için tuvalet eğitimini takiben gece ve gündüz görülebilen alt ıslatma davranışı normal kabul edilmelidir.

Çocuk 3,5-4 yaşından sonra da alt ıslatma davranışına devam ediyorsa bu davranış uyum bozukluğu olarak kabul edilebilir; çünkü artık yeni bir beceriyi ( tuvalet eğitimi ) kazanımak için gerekli olan adaptasyon süreci aşılmıştır.

Bunun gibi, bebeklik dönemindeki parmak emme davranışı normal kabul edilirken, 1 yaşından sonraki parmak emme davranışı uyum ve davranış bozukluğuna işaret eder.

Anne-babaların çocuğun hangi yaşta karşılaştığı sorunların normal, kısa süreli ve geçici olduğunu tespit edebilmesi için bu konularda bilinçli ve bilgili olması gerekmektedir.

Çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda çok okuyan bilinçli aileler bile bu tip sorunları farketmekte güçlük çekmektedirler. Bu nedenle tüm anne-babaları insanın kişilik gelişiminde çok önemli olan 0-6 yaş döneminde 6 ayda bir bile olsa, çocuk gelişimlerini kontrol ettirmek, anne-babanın farkına varamadığı bir sorun olup olmadığını öğrenmek ve ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozukluklarına karşı önlem almak için bir psikoloğa başvurmalarında yarar vardır.

Hatalı Anne – Baba Tutumları

Yukarıda sözünü ettiğimiz gibi hatalı anne-baba tutumlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazen de, davranış bozukluğu başka bir faktöre bağlı olarak ortaya çıkar, ancak hatalı anne-baba tutumları nedeniyle
– Tırmanarak artabilir,
– Yeni uyum ve davranış bozukluk ortaya çıkmasına neden olabilir,
– Öz-güven eksikliği, içe kapanıklık, aşırı kaygılı olma gibi sorunların ortaya çıkmasına katkıda bulunarak kişilik gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Anne-babalar çocuğun bilinçli olarak bellirli davranışları yaptıklarını düşünerek sorunu görmezden gelir veya davranışı ve çocuğu baskı altına almaya çalışır Oysa, çocukların çok büyük bir çoğunluğu, bilinçli olarak bu davranışları sergilemez. Çevrelerine bir mesaj vermek için, yani rahatsız oldukları durumları ifade etmek için bunu yaparlar.

Anne-babalar sorunu gidermek için, davranışı yapan çocuğu küçük düşürücü, aşağılayıcı ve suçlayıcı tavırlar sergilerler. Bazı aileler sorunu gidermek için çeşitli ceza yöntemlerine, hatta şiddete bile başvurmaktadırlar.

Mastürbasyon yapan çocuğa ceza vermek, parmağını emen çocuğun ağzına biber sürmek ve altını ıslatan çocuğu deşifre etmek bu tip tutumlara örnek olarak verilebilir. Ailelerin, cezadan ve suçlayıcı tavırlardan uzak durmaları gerekir. Bu tip baskıcı tutumlar sorunu artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Bazı aileler ise, sorunu kendi haline bırakıp, kendiliğinden geçmesini beklerler. Oysa, uyum ve davranış bozuklukları kendiliğinden geçmez, mutlaka bu bozukluğun altında yatan sebepler ortadan kaldırıldıktan sonra geçer.

Zaman içinde kendiliğinden geçen inatlaşma, parmak emme, alt ıslatma vb. Sorunlar yukarıda sözünü ettiğimiz normal dönemsel sorunlardır.

Uyum bozukluğu olarak ortaya çıkan davranışlar ise ileriki yaşlarda ortadan kalkmış gibi gözükse bile ya yeni bir sorun olarak, ya da tekrarlanarak karşımıza çıkar.

Örneğin, parmak emme davranışı okul yıllarında tırnak yeme veya öz-güven eksikliği olarak yeniden belirebilir.

Alt ıslatma davranışı olan 3 ve 4 yaşlarında iki çocuğu ele alalım; 3 yaşındaki çocuğun sorunu 6 ay içinde kendiliğinden geçebilir, çünkü bu yaşta görülen bu davranış normaldir; ancak 4 yaşındaki çocuğun davranışı kendiliğinden geçmez, çünkü bu bir uyum bozukluğudur.

Uyum ve Davranış Bozukluğu Tedavisi

Ailelerin uyum ve davranış bozuklukları konusunda çok bilinçli ve dikkatli olmaları, böyle bir sorundan şüphelendiklerinde bir uzmana başvurmaktan çekinmemeleri gerekir.

Psikologlar, anne-baba ve çocukla yapılan ayrı ayrı görüşmelerle sorunun sebeplerini tespit ederler. Çocuğun yaş dönemine, sorunun çeşidine ve şiddetine göre aileye gerekli önerilerde bulunur ve gerek görürlerse çocukla belirli bir süre düzenli olarak görüşerek sorunun ortadan kalkmasını sağlarlar.

Ailelerin de amacı uzmanların amacıyla paralel olmalıdır; amaç, davranış bozukluğunu ortadan kaldırmaya çalışmak değil, bu bozukluğu ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmak olmalıdır.

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezimizde alanında uzman pedagog ve özel eğitim öğretmenleriyle davranış bozukluğu gösteren çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU TEDAVİSİ    ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ   ANA SAYFA   İLETİŞİM   PERPA LIFE

Asperger sendromu Nedir

Asperger sendromu nedir Asperger Bozukluğu

Asperger sendromu Nedir

Asperger sendromu

Asperger Sendromu Nedir – Asperger’s Syndrome

Asperger sendromu, Asperger bozukluğu, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik bozukluklardan biridir. Asperger sendromu diğer OSB’lerden dil ve bilişsel gelişimde genel bir gecikme olmamasıyla ayrılır. Her ne kadar standart tanı ölçütleri arasında belirtilmemişse de motor sakarlık ve atipik dil kullanımına sıklıkla rastlanır.

Asperger sendromunun adı Avusturyalı çocuk doktoru Hans Asperger’den gelmektedir. Asperger, 1944 yılında, tedavi için gelen sözel olmayan iletişim becerileri eksik, yaşıtlarıyla empati kuramayan ve fiziksel olarak sakar olan çocukları tanımlamıştır. Elli yıl sonra AS Hastalıkların ve İlgili Sağlık sorunlarının Uluslararası İstatistiksel Sınıflaması’nda (ICD-10) ve Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Sınıflandırması’nda (DSM-IV) Asperger bozukluğu olarak tanınmıştır.

AS’nin birçok yönü hakkında cevaplanmamış sorular bulunmaktadır; örneğin AS ile yüksek işlevli otizm arasındaki ayrım şüphelidir; kısmen buna bağlı olarak AS’nin prevalansı kesin olarak belirlenmemiştir. Her ne kadar araştırmalar genetik kökenli olduğunu desteklese ve beyin görüntüleme teknikleri beynin özel bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar tespit etmiş olsa da AS’nin kesin nedeni bilinmemektedir.

Asperger sendromu için tek bir tedavi yoktur ve çeşitli müdahalelerin etkinliği yalnızca sınırlı veri ile desteklenmektedir. Müdahaleler belirtileri ve işlevselliği geliştirmeye yöneliktir. Tedavinin ana yöntemi davranışsal terapidir ve zayıf iletişim becerileri, takıntılı ya da yineleyici rutinler ve sakarlık gibi özel bozukluklar üzerine yoğunlaşır.

AS’i olan bireylerin büyük çoğunluğu farklılıklarıyla başa çıkmayı öğrenebilmektedir ama bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için sürekli moral desteğe ve teşviğe ihtiyaçları olabilir.

Araştırmacılar ve AS’li kişiler, AS’in iyileştirilmesi gereken bir hastalık ve normalden bir sapma olduğuna dair görüşlerden uzaklaşılıp, bunun bir engellilikten çok farklılık olduğu görüşüne yakınlaşılmasını sağlamıştır.

Sınıflandırma

Asperger sendromu, bireyin işlevselliğini etkileyen sosyal etkileşim ve iletişim bozuklukları ile sınırlı ve yineleyici ilgi ve davranışlarla belirtilen psikolojik durumlar spektrumu olan otistik spektrum bozukluklarından (OSB) ya da yaygın gelişimsel bozukluklardan (YGB) biridir.

Diğer psikolojik gelişimsel bozukluklar gibi ASB de bebeklik ya da çocuklukta başlar, remisyon ya da relaps göstermeksizin düzenli bir seyir izler ve beynin çeşitli sistemlerinde olgunlaşma ile ilgili değişikliklerden kaynaklanan bozukluklar içerir.

ASB, sosyal bozukluklar gibi otizme benzer kişisel özellikler gösteren ama ASB olduğu kesin olmayan geniş otizm fenotipinin bir alt kümesidir Diğer OSB türlerinden otizm belirtileri ve olası nedenleriyle AS’ye en benzer olanıdır ama tanısı iletişim bozuklukları ve bilişimsel gelişmede gecikmeler gerektirir.

Rett sendromu ve çocukluğun dezintegratif bozukluğu otizm ile çeşitli belirtileri paylaşır ama ilgisiz nedenleri olabilir; ve başka türlü adlandırılmayan yaygın gelişimsel bozukluk (YGB-BTA) ise ölçütler daha belirgin bir bozukluğu göstermediğinde teşhis edilir.

AS ile yüksek işlevli otizmin örtüşen yönleri (yüksek işlevli otizm zekâ geriliği olmayan otizmdir) tam olarak belirli değildir. OSB’nin güncel sınıflandırması, durumların gerçek doğasını yansıtmıyor olabilir.

Asperger Sendromu – Asperger’s Syndrome

Asperger sendromu, otistik gurubun bir Bölümü olan bir özürdür. Bu genelde, gurubun daha ”yüksek” tarafında yer aldığı düşünülen kişilere uygun bir tanıdır.

Guruptaki daha başka tanılar, otizim ve yüksek fonksiyonlu otizmdir. Asperger sendromu ve yüksek fonksiyonlu otisim genelde birbirinin yerine kullanırlar. Asperger sendromu herşeyi etkileyen bir gelişme bozukluğu (PDD Pervasive development disorder) (HEGB) olarak sınıflandırılmıştır: bu da hayatın her yönünü etkilediği anlamına gelir.

John’un hikayesi

İnsanlar John’la karşılaştıkları zaman, onun bazı problemleri olduğunu fark edemeyebilirler. John, herkes gibi okula gitmeyi çok istiyordu ve olaylara katılamadığı için de çok hayal kırıklığına uğradı. Hiçbir zaman takımlara seçilemiyordu, ve bahçede oynarken diğer çocuklara katılamıyordu. Ancak, matematik ve bilgisayarda çok iyiydi, ve arkadaşlarını, şakaları hatırlamadaki mükemmel hafızasıyla eğlendirebildiğini keşfetti.

18 yaşına geldiğinde John’a Asperger sendromu tanısı kondu. Daha sonra ise disleksiya ile tanımlandı, aynı zamanda depresyon da geçiriyordu.

Yetişkinliğe adım atarken, GCSE ve A-level (mezuniyet) notlarının çok iyi olmasına rağmen, özel bir destek sağlanana kadar, üniversite hayatıyla baş etmekte çok zorlandı. Mülakat teknikleri ve gününü organize etmekte, özel destek görene kadar, iş bulmakta çok zorlandı, bu destek ona birçok kapıyı açtı. İş verenleri onun çok çalışkan ve detaylara dikkat eden birisi olduğunu düşünüyorlar.

Jane’nin hikayesi

Jane’in okulda çok arkadaşı yoktu ve okul bahçesinde oynanan hayali oyunları anlayamıyordu. Başkalarının düşündüğü ama söylemediği şeyleri söylediği için, arkadaşları ona çok kaba birisi olduğunu söylüyorlardı. Bir yetişkin olarak da dışarı çıkıp arkadaşlarla kaynaşmayı çok zor buldu, ama satıranç oynamaktan çok keyif alıyordu, eşiyle de bir satıranç kulübünde tanıştı. Kocası ve çocukları onun bir rutine bağlı kalmak istemesini ve ani değişikliklerden aşırı rahatsız olmasını anlayışla karşıladılar, ev hayatlarını da buna göre ayarladılar.

Jane bir muhasebeci olarak iş buldu, işi, iş yerinde yapısal değişiklikler olup, birçok çalışan değişene kadar çok iyi gidiyordu. Jane bunlardan aşırı derecede huzursuz oldu, ve bir doktora gitti. Doktor onu, sonunda ona asperger sendromu tanısı koyan bir pisikoloğa havale etti.

Asperger sendromu olan kişilerin ne gibi sorunları vardır?

Asperger sendromu belirsiz bir durumdur – görünmeyen bir sendrom olduğu için, bu sendromu olan kişiler, birçok kişi tarafından yanlış anlaşılmıştır. Belirsizdir, aynı zamanda tanımlanması da zordur, genellikle, ”üçlü bir eksiklik” olarak tanımlanmıştır – üçlü bir zorluklar seti.

Toplumsal ilişkilerde zorluklar

İletişimde zorluklar

Hayal gücünde zorlanmalar

Asperger sendromu, genelde özel ilgilerin olmasını ve rutin bozulduğu zaman aşırı rahatsız olmayı kapsar.
Aşağıda bu üç zorluklarla ilgili bazı deneyimler belirtilmiştir.

Toplumsal ilişkilerde zorluklar

“Bir parti yapmayı çok istiyorum ama nasıl organize edebileceğim konusunda hiçbir fikrim yok.”

”Arkadaş edinmeyi çok zor buluyorum.”

”İnsanlarla kaynaşmak doğal olmuyor, kaynaşmayı öğrenmem gerekiyor.”

”Bazan durumları ve göstergeleri yanlış anlıyoruz.”

”Sanki görünmez bir duvarın arkasındayım.”

”Reçel kavanozuna kapanmış bir arı gibi hissediyorum.”

” İlişkilerle ilgili fikirlerimi filimlerden edindim. Bu bakış açısının çok realistik olmadığını biliyorum.”

”Toplumsal konularda ip uçlarını zor algılıyorum ve hata yaptığım zaman ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum.”

”Olaylara katılma yetimin eksikliğine çok üzülüyorum.”

”Bazen sadece bakarak başkalarının yaşını veya sosyal statüsünü anlamakta, herkesten daha fazla zorlanıyoruz.”

”Bazen bir konuşmayı devam ettirmekte zorlanıyoruz.”

”Bazen başka ülkelerden olan insanlarla anlaşmayı daha kolay buluyoruz.”

İletişimde zorluklar

”Bazen başkalarının söyledikleri şeyleri anlamakta zorluk çekiyoruz.”

” ”İki ile ikiyi toplayamıyor” gibi deyimleri anlamakta zorluk çekebiliriz.”

”Söylenenleri kelimesi kelimesine algılamaya meyilliyiz.”

”Bazan, başkalarının konuyla ilgilenmediğini fark edemeyip, bir şey hakkında durmadan konuşuruz.”

”Sıralı bir şeyler yapmakta zorlanırız, sıramızın geldiğini anlayamayız.”

”Bazan kendimizi anlatımakta zorluk çekeriz.”

”Eğer, asperger sendromunuz varsa, konuşmaları anlamak, yabancı bir dili anlamaya benzer.”

”Bazan göz teması kurmakta zorluk çekeriz ve hatta göz teması kurmak bize acı verebilir, insanlar da bizi bu yüzden yanlış anlayabilirler, dürüst olmadığımızı veya kasıntı olduğumuzu düşünebilirler.”

Hayal gücünde zorluklar

”Çoğumuz başkalarının ne hissettiğini anlamakta zorlanırız.”

”Çocuk olarak bazan, oyun bahçesinde oynanan ve hayal gücü gerektiren hikayelere veya şakalara katılamayız. Bu bazılarımızın büyürken öğrendiğimiz bir şeydir.”

”Başkalarını ne bildiğini anlamakta zorlanırız. Daha çok zorlandığımız bir alan ise başkalarını ne düşündüğünü anlamaktır.”

”Hikaye ve piyesleri anlamakta zorluk çekeriz.”

”Bazan başkalarının hissettikleriyle özdeşleşmekte zorluk çekeriz.”

”Duyguların ve yüz mimiklerinin ne ifade ettiğini anlamak bizim için çok zordur – birisi kocaman gülümsüyorsa, daha açık anlaşılır, ancak, daha az belirgin mimikleri anlamak zordur.”

”İnsanlar iletişimde ve toplumsal ilişkilerde zorluk çekenlerin sadece asperger sendromu olan kişiler olmadığını unutmamalıdırlar. Herkes bir yere kadar bunları zor bulur, ancak, asperger sendromu olan kişiler bunları daha da zor bulurlar.”

Özel ilgiler

”Bizim hayatımızı yöneten özel ilgilerimizin olması daha muhtemeldir.”

”Ben özel ilgi olan bir şeyden ayrılmam gerektiği zaman, o şeyi bırakmayı çok zor buluyorum.”

”İlgimiz olan bir alanda çalışabilmemiz veya eğitim görebilmemiz için, bazan özel ilgi duyduğumuz şeyleri geliştirebiliriz.”

”Bayraklara olan ilgimi herkes paylaşamıyor.”

”Elektirik direklerine ve nasıl yapıldıklarına bakmaktan gerçekten de çok keyif alıyorum.”

Rutinler

” Rutine yapılan değişikliklerle başa çıkmakta herkesten daha fazla zorlanabiliriz. Bu da tatile çıkmayı veya yeni bir işe girmeyi çok zorlaştırabilir.”

”Eğer, daha önceden uyarılırsam, değişiklikten o kadar da rahatsız olmam, ancak bunun aniden karşıma çıkmasındansa, haberli olarak yapılması gerekir.”

Sebepler

Asperger sendromuna neden olarak, çevresel faktörler, beyin zedelenmesi, zor doğum veya bebekken geçirilen hastalık gibi birçok sebep öne sürülmüştür. Şu anda sebebin ne olduğuna kimse kesin olarak emin olamıyor. Araştırmalar halen sürmekte, ancak, kişilerin genetik yapısının asperger sendromunda önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

Genel yargı

Asperger sendromu kültür ve dil ayırımı gözetmez. Bu, kadınlardan çok erkekleri etkileyen bir durumdur. İnsanlar, asperger sendromu olan kadınların karşılaştıkları zorlukları görmekte zorlanabilirler.
”Asperger sendromu olan kişilerin, diğer insanlara göre, disleksik olmaları, sindirim ve akıl sağlığı ile ilgili sorunlar yaşamaları daha olağandır.”

Neleri iyi yaparız?

Asperger sendromu yaşamak, endişelendirici ve üzücü bir durum olabilir, ancak, bizim yapmakta iyi olduğumuz, herkesin ise yapmakta zorlandığı şeyler vardır. Birçoğumuz zekiyizdir ve IQ seviyemiz yüksektir. Aşağıda bizim guruba dahil olanların yapmakta iyi olduğu bazı şeyler verilmiştir.

”Olay ve sayıları hatırımda mükemmelşekilde tutabiliyorum – örneğin; araba plakaları ve çarpım tablosu gibi. Telefon numaralarını yazmama bile gerek yok. Şakaları, fıkraları ve hatta senoryoları hatırımda tutma yeteneğim mükemmel.”

”On yıl önce yaptığım konuşmaların detaylarına kadar mükemmel bir şekilde hatırlıyorum. (Bu da, diğer kişi bir şeyi söylediğini hatırlayamazsa, tartışmalara sebep olabilir!)”

”Çok kuvvetli bir adalet anlayışım var.”

”Bilgisayar paketleri konusunda çok yetenekliyim.”

”Yabancı dil öğrenme konusunda çok yetenekliyim.”

Bize neler yardımcı olabilir?

”İnsanlar asperger sendromu olan kişileri anlamak için çaba harcamalıdırlar.”

”Öğrenme konusunda yardıma gereksinim duyarız – örneğin, üniversitedeyken eve gelen bir yardımcı, bana bazı şeylerin nasıl yapılacağını gösterdi,”

”Deneme yoluyla öğrenebiliriz.”

”Ev içindeki şeyleri, duygularımızı ve arkadaşlığı öğrenebilmek için desteğe gereksinim duyarız.”

”İnsanlar, açık ve net bir şekilde bizimle konuşarak – yapmamız gerekenleri anlaması kolay bir şekilde anlatarak ve bu işleri yaparken bize destek olarak bize yardımcı olabilirler.”

”İş bulmak için desteğe gereksinimiz vardır. İş bulmada ve iş hayatımızı yönlendirirken aldığım destek hayatımı değiştirdi.”

”Kendi işimizi kuduğumuz zaman da desteğe gereksinim duyarız.”

”İnsanlar anlatımak iştediklerini alaya başvurmadan, açık ve net bir şekilde anlatımalıdırlar. Bize ne söylediklerini hatırlamalı ve söylediklerinde tutarlı olmalıdırlar.”

”İnsanların, durumumuzu ve bazan garip davranışlarımızı, anlayışla karşılaması ve kabul etmesi çok önemlidir. ”

”Bazan insanların bizim arkadaşlığı veya bir konuşmayı başlatamadığımızı ama bize yardımcı olurlarsa kendi şartlarımızda olaylara katılacağımızı anlamaları önemlidir.”

”Bizim için kuralların açık olması gereklidir. Toplum içinde ne yapıp yapmamamız gerektiğinin bize söylenmesi gereklidir.”

”Sıcak bir yaklaşımla, açık ve doğrudan olmanız çok yararlı olacaktır.”

”İyi yönlerimiz ve yeteneklerimiz üstünde yoğunlaşın.”

Özel eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve Özel eğitim öğretmenleriyle asperger sendromlu çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar   YGB en sık sorulanlar   YGB Destek Eğitim Programı    Ana Sayfa   İletişim

Tanı Facebook

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.