IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyaya gelen nesillerin zekâ seviyesinin artış gösterdiğini belirten uzmanlar, 1975 yılı itibarıyla bu durumun tersine döndüğünü aktardı.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

1975’ten bu yana IQ seviyemiz düşüyor

Araştırmacılar genç nesillerin zekâ seviyesinin 1975’ten bu yana git gide düştüğüne dikkat çekti. 1975 yılına kadar ise on yıllar boyunca insanlarda yılda ortalama 3 puan IQ gelişimi kaydedildiğini söyledi. ‘Flynn etkisi’ olarak bilinen zekâ seviyesindeki artış döneminin sonlanmasında birçok etken rol oynuyor.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

Matematik ve dil öğreniminde değişen tekniklerin düşüşe neden olabileceği belirtilirken, insanların kitap okumak yerine teknolojik cihazlarla daha çok vakit geçirmesinin buna yol açtığı da belirtiliyor. Ayrıca toplamda 730 bin kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, yaşları 7 ile 9 arasında değişen çocuklardan haftada en az 1 kez balık yiyenlerin, nadiren yiyenlere göre IQ seviyelerinin ortalama 5 puan daha yüksek olduğu görüldü.

Araştırmaya katılan çocukların ailelerinin eğitim durumları, meslekleri, medeni durumları gibi faktörler sonuçlarda etkili olsa da, balık yemenin IQ seviyesini yükselttiği belirtildi.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

Zekâ artışında temel etken beslenme ve sağlık

Viyana Üniversitesi’nde görevli psikologlar insanların bilişsel zekâsının (IQ) her on yılda üç puan arttığını saptadı.

Perspectives on Psycological Science dergisinde yaptıkları bir araştırmanın sonucunu açıklayan Martin Voracek ve Jakob Pietschning, yüz yıldan fazla bir süre içinde, 31 ülkede ve 4 milyondan fazla insanın katılımıyla yapılan zekâ testi sonuçlarını karşılaştırdı.

Araştırmacılar, testlere katılanların elde etikleri sonuçların zamanla daha iyileştiğini gördü.

Psikologlar toplumların bilişsel zekâsının devamlı arttığını daha önce de gözlemlemişti.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

Buna göre, bundan 50 yıl önce dünyaya gelen çocuklar, aynı problemleri bugün dünyaya gelen çocuklar kadar başarıyla çözemiyor.

Örneğin, ABD’de çocukların bilişsel zekâsı 1932 ve 1972 yılları arasında 10 puan arttı.

Flynn Etkisi olarak adlandırılan bu fenomenin nedeni ise açıklanamıyordu.

Şimdi Avusturyalı araştırmacılar 2 bin 400 katılımcıyla yaptıkları testleri eski test sonuçlarını da katarak değerlendirdiğinde sadece bu gelişmeyi değil, ülkeler ve kıtalar arasında da farklı gelişme hızları olduğunu belirledi.

Bu sonuçlara göre, 1909 yılından 2013 yılına kadar insanlığın ortalama bilişsel zekâ düzeyi 30 puan arttı.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

En büyük artış Kenya’da

Avrupalıların bilişsel zekâsı aynı dönemde dünya ortalamasının altında artarken, Afrika kıtası yaklaşık dünya ortalamasını yakaladı.

Buna karşılık Amerika kıtasında ortalamanın üzerinde bir bilişsel zekâ artışı kaydedildi.

Fakat en büyük gelişmeyi 1950’li yıllardan başlayarak Asya kıtasında yaşayan insanların bilişsel zekâsı gösterdi.

Araştırma, Asyalıların bilişsel zekâsının gelişmesinin diğer kıtalardaki insanları kat kat aştığını ortaya koyuyor.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

Viyana Üniversitesi psikologları, en önemli artışların, “akışkan zekâ” olarak adlandırılan mantık ve soyutlama yeteneğinde görüldüğünü de belirledi.

Araştırmacılardan Pietschning, “bu alanda, çeşitli rakam dizileri gibi, insanların fazla bir ön bilgiye sahip olmadan yanıtlayabileceği sorular sorulduğunu” belirtiyor.

“Bugün, insanların çok özel sorunlarla karşı karşıya kaldığı bir dünyada yaşıyoruz” diyen Pietschning, soyutlama yeteneğindeki artışı, internetteki sistemlere giriş işlemleri gibi, bundan yüz yıl önce varolmayan gelişmelere bağlıyor.

Somut bilgilere dayanan testler ise daha düşük bir artışa işaret ediyor.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

Örneğin, çeşitli ülkelerin başkentlerinin adının sorulduğu testlerle belirlenen ve kristalleşmiş zekâ adı verilen zekâ türünde ise 2013 yılında teste katılanlar 1910 yılında katılanlardan sadece 20 puan daha başarılı oldu.

Fakat aynı araştırma bütün bu artışların son 20 yılda giderek yavaşladığını da ortaya koydu.

Hatta Finlandiya gibi bazı ülkelerde ufak da olsa bir düşme gözleniyor.

En büyük artış kaydeden ülke ise Kenya.

Araştırma saptanan bilişsel zekâ artışlarının nedenleri konusunda da bazı ipuçları veriyor.

Birçoklarının sandığı gibi kalıtım zekâda rol oynamıyor.

Kenya’nın liderliği, artışın teknik ilerleme seviyesiyle de ilgisiz olduğunun kanıtı kabul ediliyor.

IQ seviyemiz düşüyor

IQ seviyemiz düşüyor

Çevresel etkilerin rolü

Buna karşılık Pietschning, çevre etkilerinin artıştaki rolüne dikkat çekiyor. Özellikle beslenme ve sağlık hizmetlerinin gelişmesi artışı destekliyor.

Toplumun zekâ yeteneklerini ödüllendirmesi ise artışı körüklüyor.

Araştırmacılar, özellikle 2. Dünya Savaşı verilerinin bu tezlerini güçlendirdiğini ifade ediyor.

Savaştan önce her yıl 0,6 puan artan bilişsel zekâ, savaş yıllarında ortalama yılda 0,2 puan artmış.

Pietschning ve Voracek, bunu savaş yıllarının beslenme zorlukları ile okul eğitiminde ve sağlık hizmetlerinde yaşanan kısıtlamalara bağlıyor.

Fakat beslenme olanaklarının iyileşmesi de, bir noktadan sonra ters etki yapıyor.

Pietschning, “o noktadan sonra insanlar sadece şişmanlıyor” diyor ve bunun son yıllarda bilişsel zekânın artışındaki yavaşlamanın arkasında yatan neden olabileceğine işaret ediyor.

IQ Nedir

IQ (Intelligence Quotient) çocuğun zeka yaşının takvim yaşına bölümünün 100 ile çarpımı sonucu elde edilir (zeka yaşı / takvim yaşı x 100 =IQ)

Zekâ, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir.

Sayılar, düşünceler ve olaylar arasında bağlantı kurabilmeyi, oradan da yeni bir sonuca gitmeyi gerektirir. Zekâ, zihnin bütün işlevlerini kapsayan bir genel güçtür.

Jean Piaget bilişsel işleyişi, biyolojik işleyişin temel değişkenleriyle özdeşleştirerek açıklamıştır. Bilişsel işleyişin başlıca özelliklerini açıklarken, zekânın öncelikle biyolojik faaliyetin özel bir biçimi olduğunu ileri sürmüştür. Zekâ bu yönüyle kalıtsaldır. Kalıtsal olarak edindiğimiz bilişsel yapılar çevrenin etkisiyle tam olarak oluşurlar. Zekânın işleyişiyle bir şekle giren kalıtımsal özellikler bütün bir ömür boyu devam eder; zeka salt doğuştan gelen yapısal faktörlerden oluşmuş değildir, zaman içinde oluşur.

Zekânın işleyişinde değişmeyen özelliklerden biri örgütlenme (organizasyon), diğeri ise uyum (adaptation) dur. Bunlar zekânın özünü oluşturur. Her canlı çevresine uyum sağlar ve kendinde bu uyumu mümkün kılan örgütlenme (organizational) özelliklerini taşır. Uyum sağlamanın da iki alt işlevi vardır: Özümleme (assimilation) ve uyma (accomodation). Biyolojiden ödünç alınan bu kavramlardan ‘özümleme’; çevreden alınan unsurların artık kendi özelliklerini kaybederek o organizmanın bir parçası olmasıdır.’Uyma’ ise dışardan gelen ve uyum sağlamaya çalışan nesneye göre organizmanın kendini ayarlamasıdır.

Piaget’nin Zihin Gelişim Kuramı’nda ‘Özümleme’, kişinin yeni deneyimlerini kendi bilgi sisteminden geçirerek almasıdır. ‘Uyarlama’ kişinin kendi bilgi sisteminin çevrenin gerçeklik isteklerine uyumu şeklinde tanımlanır. Bu iki süreç birlikte şemaları oluşturur. Şema çocuğun çevresiyle etkileştikçe geliştirdiği davranış ve düşünce kalıplarıdır.

Alfred Binet, zekâyı ölçülebilir bir genel bilişsel yetkinlik olarak değerlendirmiştir. 20. yüzyılın başlarında Charles Spearman genel muhakeme yeterliliği kavramı üzerinde durmuştur. Ancak Spearman’ın görüşüne göre zeka testi hem genel hem de bilgiye dayanmalıydı.

Günümüzdeki pek çok zekâ testi Binet ve Spearman’ın zeka kavramları üzerine kurulmuştur. Örneğin sözel ve performans alt testlerinden oluşan Wechsler Zeka Testi, Binet’nin zekaya bütüncül bakışını yansıtır.

Sonrasında ise okul hayatında kullanılan zekâ becerilerinin bütün insan zekâsını tam olarak açıklayamadığı ve zekâ tanımının sınırlarının genişletilmesi üzerinde durulmuştur. Piaget’nin bilişsel teorisine uygun olarak zekânın bulunduğumuz duruma uyum sağlamamızı sağlayan unsur olduğu görüşü önem kazanmıştır.

‘Akademik Zekâ’ ile ‘Pratik Zekâ’ ayırımı yapılmıştır. Ancak bunlar arasındaki bağlantı tam olarak açıklanamamıştır. Gardner araştırmalarına dayanarak yedi farklı zekâdan bahseder: Dil, Mantıksal-Matematiksel, Mekânsal, Müzik, Kinestetik (hareket), Kişisel, Kişilerarası Zekâ.

Gardner gelişimde çevresel ve eğitimin de önemine değinmiştir. IQ farklılıklarında hem biyolojik hem de çevresel faktörler önemlidir. Bir görüşe göre genler zekânın al ve üst limitlerini belirlerken çev. vd., resel faktörler zekanın bu limitler arasında hangi noktada olacağını belirler.

IQ testlerinde kültür faktörü de önemlidir. IQ testleri genel olarak belli bir kültürün ürünüdür ve bu kültürün bilgisine sahip olup olmamak test sonucunu etkiler. Zekayı kültürel çelişkilerden arındırmak üzere kültürel öğelerden bağımsız olan veya her kültür için uygun olabilen IQ testleri hazırlanmıştır. Örneğin Catell Zeka Testi (Cattell Culture Fair Intelligence Test, 2A, 2B) kültürden bağımsız bir testtir. Grup olarak uygulanabilir bir performans testidir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ   ANA SAYFA   DİL VE KONUŞMA SORUNLARI    İLETİŞİM

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezimizde alanında uzman pedagog ve özel eğitim öğretmenleriyle yaygın gelişimsel bozukluklar gösteren çocuk ve gençlerimize yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.

3 cevaplar
  1. AC/DC
    AC/DC says:

    Eğer çocuklarımıza oyun oynayacakları doğal ortamlar sağlayamazsak, onları kitap okumaya yönlendiremezsek çok doğal olarak IQ seviyemiz de düşecektir.
    Güzel paylaşımınız için teşekkürler..

    Cevapla

Trackbacks & Pingbacks

  1. […] IQ SEVİYEMİZ DÜŞÜYOR   ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ   ANA SAYFA   İLETİŞİM […]

  2. […] araştırmalar göre IQ seviyemiz düşüyor. MedicalXpress portalının haberine göre Norveçli bilim adamları, insanların entelektüel […]

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir