Mental Retardasyon

Anasayfa Hakkımızda Hizmetlerimiz Bilgi bankası Galeri İletişim

ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ

Öğrenme Güçlüğü
Davranış Bozuklukları
Down Sendromu
Otizm
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Hiperaktivite
Dikkat Eksikliği
Sosyal ve Duygusal Gelişim
Aile Eğitimi
Bedensel Engelliler
Mental Retardasyon
Zihinsel Engelliler
Özürlü Hakları
Okula Uyum Sorunları
Özel Eğitim Kanunu
Destek Eğitim Programları
Duyurular
İnsan Kaynakları
down sendromu

Mental Retardasyon
Zeka geriliği olan bireylerin Eğitimleri uzun zaman ve çok çaba gerektirir. yapılan Eğitim ve tedavi girişimleri sonucunda birey belirli bir düzeye ulaşmasına karşın, çok az kısmı kendi kendine yeterli olabilmektedir. Bu nedenle zeka geriliçine yol açan etmenlerin bilinerek, bu bireylerin anne rahminde iken saptanması önleyici önlemler yönünden çok önemlidir. Özellikle genom haritasının çıkarıldığı, gen tedavilerinin bulunması ile belki de anne rahminde girişimlerde bulunabilecektir.

Zeka geriliğini Tanımlamak çoğu zaman sorun olmuştur. Bunun nedeni bilim adamlarının zekayı tam olarak neyin oluşturduğu konusunda halen fikir birliğine varamamalarıdır. uzmanların çoğu "bilişsel yetenek" olarak düşünürken, bazıları da "gerçek yaşamda karşılaşılan sorunları çözme" şeklinde tanımlamaktadır. Zeka, "amaca yönelik uyumsal davranış" olarak da açıklanabilir. Son yıllarda bilişsel zekadan ayrı olarak sosyal zeka ve bunun alt kümesi olan duygusal zeka kavramlarının da ileri sürülmesi tanımlamayı daha karmaşık hale getirmiştir. Günümüzde zeka hem bilişsel yetenek hem de toplumsal uyum ölçütlerini kapsayacak şekilde tarif edilmektedir.

Çalışmamızda zeka geriliği anlamında "zeka yetersizliği", "zeka özür ", "normal alt zeka", "oligofreni" ve yakın zamanda "gelişimsel engellilik" ve "gelişimsel gecikme" gibi terimler kullanılmaktadır. A.B.D.'de 1970'den beri kullanılan "gelişimsel Özürlülük" (developmental disability) terimi ise, zeka geriliği, serebral palsi, otizm ve zeka geriliği ile yakından ilişkisi olan diğer nörolojik bozukluklar gibi ileri derecede ve süregen zihinsel ve fiziksel bozuklukları Tanımlamak için kullanılmaktadır. Amerikan Zeka Yetersizliği Birliği (American Association on Mental Deficiency, AAMD)'nin zeka geriliği için yaptığı Tanımlamaya göre, zeka geriliği; gelişim döneminde meydana gelen, uyumsal davranıştaki bozukluklarla birlikte bulunan ortalamanın altIndaki zeka işlevidir. Bu Tanım zeka geriliçinde, şimdiki uyum sorununu ve işlevsellikteki sınırlılğı şart koşar. Ortalamanın altındaki zeka işlevi ile birlikte iletişimde, kendine bakımda, evdeki yaşamda, toplumsal yeteneklerde ve toplumsal yararlılıkta, kendini yönlendirmede, sağlığı korumada, akademik işlevsellikte ve çalışma alanında iki veya daha fazla bozukluğun olması öngörülür.

Bireylerde zeka geriliçini saptamak için yapılan epidemiyolojik çalışmalarda standartlar belirlenmiştir ve istatistiksel modele dayanan psikometrik ölçümler kullanılmaktadır. Zeka geriliği Tanısı için genellikle kabul edilen kesme noktası, ortalamanın 2 standart sapma altındaki zeka BÖLÜM (Intelligence Quotient, IQ)dır. Bu değer 70 zeka puanının altını ifade eder.

Epidemiyoloji

yapılan araştırmalarda zeka geriliğinin yaygınlığı %1 olarak bildirilmektedir. Erkeklerde kızlardan iki kat daha sık gözlenir. Zeka geriliği görülme sıklığının erkekler arasında fazla olmasının nedenleri şunlardır: Erkekler, merkezi sinir sisteminde hasar meydana getiren dış etmenlere daha yatkın görülmekte ve bu nedenle zihinsel gelişimleri etkilenmektedir. Erken doğum, yenidoğan ölüm ve �l doğum gibi doğmalık anomaliler erkek çocuklarda daha sıktır. X'e bağlı zeka geriliği gibi kalıtsal etmenler erkeklerde fazladır. Erkek çocuklar engellenmelere kızlardan daha fazla saldırganlıkla cevap verirler. Bundan dolayı, okul öncesinde ve ilkokulda yönetici ve öğretmenlerin bu gibi sorunlu erkek çocuklarla karşılaşma olasılığı ve bunların ruhsal ve zihinsel değerlendirilmeleri için uzmanlara günderilmeleri daha sıktır. Bu nedenle erkek çocukların zeka gerisi olarak etiketlenmeye daha yatkın olduğu anlaşılmalıdır.

Hafif derece zeka geriliği olanlarla yapılan araştırmalarda sosyoekonomik duruma göre geniş farklılıklar gösterilmektedir. Düşük sosyoekonomik gruplarda yüksek sosyoekonomik gruplara oranla hafif derece zeka geriliği daha yüksek bulunmuştur. Düşük sosyoekonomik düzeyden gelen çocuklar arasındaki zeka geriliği, yüksek sosyoekonomik düzeyden gelenlere göre 13 kata varan oranlarda artış gösterir. İleri derece zeka geriliği oranı sosyoekonomik durumdan daha az etkilenmektedir. Bunun başlıca nedeni ileri derece zeka geriliğinin daha çok organik etmenlerle olmasıdır.

A.B.D.'de yapılan çalışmaların çoğunda zeka geriliğinin görülme sıklığı beyaz olmayanlarda beyazlardan daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, azınlık ırklar arasında da zeka geriliğinin görülme sıklığının yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu oranlar beyazlara göre siyahlarda iki katına, Meksika kökenli Amerikalılarda ise üç katına yakındır. Burada düşük sosyoekonomik düzey, annelerin Eğitimsizliği, gebelikteki yetersiz bakım ve beslenme Eksikliği gibi çevresel etmenler rol oynamaktadır.

Hafif derece zeka geriliği okula başlamadan önce anne-baba veya çevre tarafından fark edilmeyebilir. çocuklar okula başladıktan ve ev dışındaki etkinliklere katıldıktan sonra zihinsel yetersizlikleri anlaşılmaya ve gürünür hale gelmeye başlar. Derslerin sınıf atladıkça daha da güçleşmesi ve bilişsel yeti gerektirmesi nedeniyle ergenlik dönemine doğru fark edilme doruğa çıkar. İleri derece zeka geriliği olanlara çok erken yaşlarda Tanı konulur. İleri derece zeka geriliği olanlarda zeka ile toplumsal işlev arasındaki ilişki açıktır. Bunlar çocuklukta ÖZEL desteğe gereksinim duyarlar ve bu durum erişkinlikte de devam eder. Hafif derece zeka geriliği olan çocukların yarısından fazlası ÖZEL desteğe gerek duymaz. Zeka BÖLÜMlerine göre kendine yeterlilik gözden geçirildiğinde, zeka BÖLÜM 40'ın altında olanların hiçbirisi kendine yeterli değildir. Zeka BÖLÜM 40-49 arasında olanların %20'si, 50-59 arasında olanların %42'si ve 60-69 arasında olanların %71'i kendine yeterlidir.

Etiyoloji

Hafif derece zeka geriliği olan bireylerin %58-78'inde, ileri derece zeka geriliği olan bireylerin %23-43'inde şimdiki Tanı araştırmalar ile bir neden gösterilememektedir. Zeka geriliği olan bireylerin yaklaşık %35'inde genetik bir neden gösterilir. %10'nundan daha azında bilinmeyen orijinli bir malformasyon sendromu tanımlanabilir. Enfeksiyon, travma ve toksinler gibi dış etkenler, prenatal, perinatal veya postnatal etmenler, doğum Sorunları ve prematurite doğma gibi etmenler yaklaşık 1/3'ünün nedenini açıklayabilmektedir. Geri kalanın nedeni bilinmemektedir. Zeka geriliğinde üç önemli etkiden söz edilebilir: Organik etkiler, çoğul genlerle (poligen) oluşan etkiler ve sosyokültürel etkiler. Bu etkilerin doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında oluşturduğu sendrom, bozukluk ve hastalıklar şu şekilde özetlenebilir:

1. Doğum öncesindeki (prenatal) nedenler: Doğum öncesi nedenlerin başında kalıtsal sendromlar gelir.

A. Otozomal kromozomal bozukluklar:

Down sendromu (trisomi 21; translokasyon-15; mozaisizm), 700 canlı doğumda 1 görülür. Orta ve ileri derece zeka geriliği yapar. Bu hastalarda ölüm oranı yüksektir ve ölüm sıklıkla doğumsal kalp hastalığındandır. Down sendromunun nöropatolojisi belirsizdir. Bu hastalardaki hipotoni, motor düzensizlikler ve ardışık motor etkinlikteki bozukluklar serebellar işlev bozukluğunu düşündürür. Bu nöropatolojik bulgularla birlikte hastalarda küçük serebellum ve oksipital loblar, dar üst temporal girus ve beyinin ön-arka uzunluğunda kısalık bulunur. Bu bulgular, Down sendromlu hastaların beyinlerinin kortikal alanlarında miyelizasyon gecikmesinin olduğunu düşündürür.

Edwards sendromu (trisomi 18), 5000 canlı doğumda 1 görülür. İleri derece zeka geriliği yapar. Böyle bebeklerin %90' ilk 12 ayda ölmektedir. Ayrıca birçok iskelet ve organ anomalileri görülebilir.

Kedi ağlaması (cat cry) nın sıklığı bilinmemektedir. Burada 5'nci kromozomun kısa kolu küçüktür. Orta dereceden ağıra kadar zeka geriliği yapar.

Birçok sendromda genetik defektin tam yeri de saptanmıştır. Kromozom 22'de q 11 DiGeorge sendromu, kromozom 15'de q 11-13 Prader-Willi sendromu olarak anılır.

B. Cinsiyet kromozom bozuklukları:

XXY erkek (Kleinfelter sendromu), 600 canlı doğumda bir görülür. X ve Y kromozom eklenmiş (XXXY, XXYY) şekillerinde de olabilir. Sınır zeka işlevinden hafif derece zeka geriliğine kadar değişmeler gösterir. Hipogonadizm ve jinekomasti ek özellikleridir.

XYY erkek, 7000 canl doğumda 1 görülür. Zeka geriliği ile ilgili değildir. Ek özellikleri arasında uzun boy, dirsek anormallikleri ve dörtüsellikte artış sayılabilir.

XXX dişi, 850 canl doğumda 1 görülür. Zeka geriliği olabilir ya da olmayabilir. X kromozom sayısı ne kadar fazla olursa zeka geriliği de o kadar derinleşir.

XO (Turner sendromu), 2200 canl dişi doğumda 1 görülür. Hastalarda bazı öğrenme eksiklikleri olabilir fakat zeka geriliği yoktur. önemli özellikler arasında boy kısalığı , cinsel gelişim geriliği, doğmalık kalp hastalığı ve dirsek şekil bozukluğu vardır.

Frajil X sendromu, 1000 canl doğumda 1 olarak tahmin edilmektedir. Bir X kromozomunun uzun kolunun ucuna yakın kısmında incelme ile birlikte kromozomun küçük parçalara ayrılmasıdır. Erkeklerde hafif veya orta derece zeka geriliği, kızlarda genellikle hafif derece zeka geriliği yapar. Bazen kızlarda gerilik olmayabilir. Erkeklerde ek ÖZELlik makro-orşidizmdir. Frajil X sendromlu heterozigot kadınların bir kısmında normal zeka işlevi olmasına karşın şizofreni ve duygulanım bozuklukları oranlarında artışın bulunduğu bildirilmektedir.

C. Gen anormallikleri:

Dominant geçişli gen anormalliklerinin bir tanesi Bourneville hastalığı (tubero skleroz) dur. Sıklığı 200 binde 1 veya daha azdır. Hastaların %40'ında zeka işlevi normaldir. %60'ında ise hafiften orta dereceye kadar zeka geriliği bulunur. Ek özellikler arasında yüzde kelebek şeklinde renk değişikliği, beyin dokusunda kalsifikasyonlar ve epilepsi sayılabilir.

Bir başka dominant geçişli gen anormalliği ise Von Recklinghausen hastalığı (nörofibromatozis) dır. 3000 doğumda 1 görülür. Hastaların %25'inden azında hafif derece zeka geriliği bulunur. diğerleri normaldir. Deride sütlü kahve renginde lekeler, merkezi ve çevresel sinir sisteminde nörofibromatozis, endokrin ve büyüme bozuklukları görülür. Tubero sklerozis ve nörofibromatozisle ilgili ÖZEL gen anormallikleri hen�z bilinmemektedir.

Resesif geçişli gen anormallikleri arasında fenilketon�ri en sık görülendir. Sıklığı , ortalama olarak 11500'de 1'dir. 54'de 1 kişi defektif geni tağır. Bu hastalıkta, fenilalaninin tirozine metabolize olması için gereken fenilalanin hidroksilaz enzimi eksiktir. Hastalık tedavi edilmezse ileri düzeye kadar zeka geriliği olabilir. Böyle bebekler doğumdan sonraki ilk üç ay içerisinde saptanır ve fenilalaninden fakir ÖZEL mama ve yiyeceklerle tedavi edilirse zeka geriliği önlenebilir.

Bir diğer resesif geçişli gen anormalliği de galaktosemidir. Sıklığı 200 bin doğumda 1'dir. Sütün meydana getirdiği galaktozun metabolize edilmesinde yetersizlik vardır. Bu hastalık da galaktozdan fakir mama ve yiyeceklerle tedavi edildiçinde zeka geriliği olmayabilir.

Lesch-Nyhan sendromunun sıklığı ve anormalliçin tipi bilinmemektedir. ilk 6-8 ayda bebek normal gürünür. Daha sonra orta derecede zeka geriliği olur. Ancak bazılarında zeka BÖLÜM normal ya da sınırdadır. Bu hastalarda 8 aylıktan sonra gelişen motor kontrolde ileri derecede bozukluklar ve kendini yaralama davranışları görülebilir.

D. Doğum öncesi infeksiyonları:

Gebelikte annenin geçirdiği kızamıkçık, sitomegalovirus, toksoplazmozis, herpes simpleks ve Epstein-Barr virusu infeksiyonları zeka geriliği ile yakından ilgilidir. Doğumsal kızamıklık düşük doğum ağırlığı , meningoensefalit, mikrosefali, zeka geriliği, kardiyovasküler ve göz anormallikleri gibi birçok bozukluk yapar. Nörolojik olarak normal olan fakat beyin-omurilik sıvılarında kızamıkçık virusu saptanan çocuklar on yaşlarına doğru zeka ve davranış Sorunları gösterebilirler. Doğumsal kızamıkçığın en önemliişareti retinada pigmentasyon ve depigmentasyondur. Uzun yıllar izlenen doğumsal kızamıkçık olgularında Görme ve işitme anormalliklerinin olduğu bulunmuştur. Bu bozukluğun en ciddi komplikasyonu, seyrek olmakla birlikte, süregen ve ilerleyici kızamıkçık panensefalitidir. Böyle çocuklarda spastisite, demans, epileptik nöbetler, ataksi ve hareket bozuklukları gibi ilerleyici nörolojik bozukluklar gelişir.

Doğumsal sitomegalovirus infeksiyonu %61 oranında zeka geriliçine neden olur. Bu infeksiyonun tipik özellikleri sarılık, hepatosplenomegali, mikrosefali, korioretinitis ve preventriküler kafa içi kalsifikasyonlarıdır. Yaşayan çocuklarda işitme kaybı, Görme bozuklukları ve kas hastalıkları sık görülür. Zeka geriliçine neden olan diğer gebelik infeksiyonları arasında doğmalık sfiliz, gebelikte geçirilen grip hastalığı (influenza) ve mikoplazma (virusa benzeyen bir ajan) sayılabilir.

E. Gebelikte diğer etmenler:

Gebeliğin erken döneminde annenin pelvik bölgesine verilen röntgen ���nlar ya da gebenin nükleer santral felaketleri gibi iyonlaşmış radyasyonla karşılaşması fetusta beyin hasarına yol açar. Preeklamptik toksemi, doğum öncesi kanamalar, çoğuz (ikiz, üçüz vb. gibi) doğumlar, fetusun uterusta normalden farklı duruşlar , çok kısa veya çok uzun doğum ağrılarıda zeka geriliği nedenleri olabilir. Doğum yapan annenin yaş 35'ten fazlaysa Down sendromu riski artmaktadır. Lipid metabolizmasındaki otozomal resesif bozukluklar mukopolisakkaridleri etkilerse Hurler ve Hunter sendromlar , sfingolipidleri etkilerse Tay-Sachs hastalığı görülür. Gebenin civa ve kurşun gibi ağır metallerle süregen zehirlenmesi zeka geriliçine neden olabilir. Civa zehirlenmesi infantil n�ropati (pembe hastalığı ; akrodiniya), kur�un zehirlenmesi kur�un ensefalopatisi yapmaktadır. Gebelik sırasında alkol al�m bebeklerde karakteristik beden yapısı bozukluklarına ve fetal alkol sendromuna bağlı zeka geriliçine neden olur.

2. Doğum sırasındaki (perinatal) nedenler:

Birçok kal�tsal bozukluk zor doğum g�rölçü�nde art� yapmaktadır. Günümüzde doğum koşullar ve yenidoğan�n bakım nitelik yönünden daha iyi düzeydedir ve serebral palsili doğan bebeklerin g�r�lmesi azalmaktadır. Ancak, ciddi doğum asfiksisi �a�da t�p merkezlerinde bile g�r�lmeye devam etmektedir. 1000 doğumda 5 kadar olan bu durum bebeklerin %20'sinde asfiksi sonrası ensefalopati oluşturarak zeka düzeylerini etkilemektedir. Doğum ağırl�� 1500 gramdan daha az olan bebeklerde serebral palsi oranı artar. Bu oranın 10 binde 1 olduğu d���n�lmektedir. gelişim ve inflamasyon sonrası anatomik anormalliklere bağlı beyin patolojileri de zeka geriliçine neden olmaktadır.

T�bbi yapılmayan doğuma bağlı komplikasyonlar ve bilirubinemi (kernikterus) zeka geriliği nedenleri arasındaki diğer önemli etmenlerdir.

3. Doğum sonrasındaki (postnatal) nedenler:

Doğum sonrasında zeka geriliçine yol a�an nedenler arasında k�zam�k, bo�maca, kabakulak ve t�berk�loz gibi menenjit ve ensefalit yapan hastalıklar �nde gelir. Kuduz a��s gibi viral a��lar sonrasında oluşan ensefalopatiler de zeka geriliği oluşturur. Seyrek olmakla birlikte yüksek düzeyde kur�unun Sürekli alınması zeka geriliği yapar; 60 mg/dl'den fazla kan kur�un düzeyi zeka BÖLÜM�nde azalmaya neden olmaktadır.

Bebeğin veya çocuğun metabolik, hepatik, dola��msal, renal, hematolojik ve otoimm�n sistemleriyle ilgili birçok tıbbi durumlar nörolojik hasar meydana getirebilir. İleri derecedeki beslenme yetersizlikleri, bo�ulma ve status epileptikusta olduğu gibi anoksi durumlar , ciddi kafa travmaları ve hipotiroidizm de zeka geriliçine neden olan etmenlerdir. Sosyoekonomik düzeyin düşüklüğü hafif derecede zeka geriliçinden sorumlu olabilir.

Klinik özellikler ve Tanı Koyma

Zeka geriliği düzeyleri: Amerikan Psikiyatri Birli�i ve Amerikan Zeka Yetersizliği Birli�i dört zeka geriliği düzeyi belirlemi�tir. Bu zeka düzeylerinin Wechsler puanlarına göre da��l�m �u şekildedir:

Wechsler puan Gerili�i olanların yaklaşık %'si

Gerilik düzeyi Zeka Skoru %
Hafif derece zeka geriliği 55-69 89
Orta derece zeka geriliği 40-54 7
ağır derece zeka geriliği 25-39 3
İleri derece zeka geriliği 0-24 1

Bu dört alt tip, zeka BÖLÜM aral���na ve uyum davranışındaki bozukluklara göre sıralanm��tür. şimdiki DSM-IV sınıfland�rılmasında eski sınıfland�rmalarda "borderline retardasyon" olarak isimlendirilen "sınır zeka işlevi" terimi de yer almaktadır. Bu 70-89 zeka BÖLÜM olan bireyler için kullanılan bir terimdir.

Bir çok araştırmada ileri derece zeka geriliği olanların tüm grubun küçük bir yüzdesini oluşturduğu bulunmu�tur. Bunlara genellikle bebeklik veya erken çocuklukta Tanı konulmaktadır. Zeka geriliklerinin büyük çoğunlu�u hafif derecededir. İleri derece olanlar belirgin fiziksel özürlerden dolayı kolay Tanınırken hafif derece olanlarda ek fiziksel sorunlar fazla bulunmaz. Hafif derece zeka geriliği olanlar okula devam ederek eriİkinli�e kadar zeka BÖLÜMlerini artürabilirler.

Zeka Geriliçinin Tanı ölçütleri:

Amerikan Psikiyatri Birli�i tarafından hazırlanan en son psikiyatrik bozukluk Tanı sınıfland�rmas�nda (DSM-IV) belirlenen zeka geriliği (mental retardasyon) ölçütleri şunlardır:

1. Ortalaman�n önemli derecede altInda zeka işlevselli�i: Bireysel olarak uygulanan zeka testinde yaklaşık 70 ya da altInda bir zeka BÖLÜM�n�n olması.

2. aşağıdaki alanlardan en az ikisinde o sıradaki uyum e�zamanl yetersizliklerin ya da bozuklukların olması: İletişim, kendine bakım, ev yaşam , toplumsal/kişiler arası beceriler, toplumun sa�lad�� olanaklar kullanma, kendi kendini y�netip y�nlendirme, okulla ilgili işlevsel beceriler, i , bo zamanlar, sağlık ve güvenlik.

3. Başlangıçc�n�n 18 yaşından önce olması.

Zeka geriliği ve şiddeti çoklu eksen sınıfland�rılmasında Eksen II'de yer alır. eğer nedeni biliniyorsa (Down sendromu, fenilketon�ri vs) Eksen III'e kodlan�r.

Zeka Geriliçinin Değerlendirilmesi:

Zeka geriliçinin değerlendirilmesi multidisiplinerdir. Psikologlar bilişsel Değerlendirmelerini yapar. Pediatristler ve klinik genetik uzmanları fiziksel Tanı Değerlendirmelerini yapar. Psikiyatristler ve davranış terapisti psikologlar; bireyi ruhsal bozukluklar ve davranış işlevleri yönünden değerlendirir. Ayr�nt�l Değerlendirme �unlar i�ermektedir:

Standartize zeka ölçüm testleri: �a�da zeka testleri genel olarak ezberlenmi bilgi, algısal-motor (Gestalt) yetenekler ve mant�ksal işlemler gibi şeyleri �l�er. Bu testlerin en önemli özelliği baskın k�ltür temsil eden nüfusun normlar�na uygun olmasıd�r. çocuk psikiyatrisinde, 4-6 yaş çocukları için "Wechsler Okul öncesi ve Birinci S�n�f Zeka �l�e�i" (Weschler Preschool and Primary Scale of Intelligence, WPPSI) ve 6-16 yaş çocukları için "Weschler çocuklar için Zeka �l�e�i" (Weschler Intelligence Scale for Children, WISC) en s�k kullanılanlardır. Ayrıca, 2-18 yaş grubu için "Stanford-Binet Zeka �l�e�i" de kullanılır. Eriİkinlere ise "Wechsler Eriİkin Zeka �l�e�i" (Weschler Adult Intelligence Scale, WAIS) uygulanmaktadır.

Zeka testleri yetkili psikologlar tarafından uygulanmal ve değerlendirilmelidir. Böylece testin yanlış yorumlanma riski azalır. Standart test puanları zeka geriliçinin değerlendirilmesinde ve gelişimsel gidişi yordamada yararlıdır. Ancak bir kiçinin �yk�s�n bilmeden, onu gözlemeden ve ruhsal işlevlerini Değerlendirmeden zeka testinin sonucuna göre bir Tanı koymak son derece yanlıştür.

Biyomedikal Değerlendirme: Aile �yk�s , gebelik, perinatal durum, çocuğun gelişimi, sağlığı, sosyal ve öğretim �yk�s görüşmede sorgulan�r. Fiziksel muayenesi ve n�rogelişimsel muayenesi yapılır. �yk ve muayenesinde patolojik bulgular var ise gerekli laboratuvar testleri istenir. Laboratuvar testleri olarak: kromozom analizi (Frajil-X dahil), beyin gürünt�lemesi (BT, MRI), EEG, idrar aminoasitleri, kan organik asitleri, kur�un seviyesi ve metabolizma bozuklukları için uygun biyokimyasal testler.

Psikolojik ve davranışsal işlevselliçin değerlendirilmesi: Psikiyatrist ve psikologlar tarafından yapılır. Zeka geriliği olan bireyin psikiyatrik Değerlendirmesinde zeka geriliği olmayan bireylerle aynı prensipler geğerlidir. HasTanın bilişsel düzeyi ve ÖZELlikle iletişim becerilerine bağlı olarak Tanı Değerlendirmeleri ve görüşmeler modifiye edilmiştir. Hafif derece zeka geriliği olanlar ile sÖZEL ifade etme ve iletişim becerileri iyi olanlarda Tanı koyma işlemleri fazla farklılık göstermez. İletişim becerileri yetersiz olanlarda hasta Hakkındaki bilgiler, daha çok ailesi ve yakın kişilerden alınan bilgilere ve direkt davranışlarının gözlemlerine dayan�r.

Ayr�nt�l �yk alma: Hastadan ve ona bakım verenden alınan �yk �unlar kapsar:

şimdiki belirtiler: çeşitli durum ve ortamlarda çocuğun özgün davranışları, zamanla belirtilerin değişimi, önceki olaylara ve bu davranışlara bakım verenlerin bak��lar .

Premorbid ve şimdiki davranışsal ve kişilik paterni, uyum işlevleri, özbakım, iletişim ve sosyal işlevleri içeren sistemlerin psikiyatrik olarak gözden geçirilmesi.

önceki psikiyatrik tedavilerin ayrıntılıar , tedavinin yan etkileri ve şimdiki belirtilerle ilişkisi. Ge�mi�teki Özel Eğitim ve beceri kazandırma girişimleri ve şimdiki çalışma grupları ve yaşam durumunun niteliğ, uygunlu�u, destekleyici hizmetlerin elveri�lili�i ve hasta bakım için uzun dönem planları.

Hastaya karşı anne-baba/bakım verenlerin tutumlar , özürlerini anlamalar ve ağır koruma yerine gelişimlerinin desteklenmesi.

Ge�mi�te yapılan bilişsel test ve Değerlendirmelerin gözden geçirilmesi, gerekirse yeniden tekrarlanması.

Hasta Görüşümesi: Hasta ile görüşmeye geniş zaman ayrılmalıdır. Hastayı zorlamamak için yeterli zaman gereklidir. Görüşüme, hasTanın iletişim becerilerine göre uygun hale getirilmeli, basit, anlaşılır ve somut dil kullanılmal , güven ve desteği i�ermelidir. "Evet" veya "Hayır" cevaplar gerektiren ve y�nlendiren sorulardan ka��n�lmalıdır. Görüşümecinin sorular anlaşılır olmalıdır.

Ruhsal durum formal muayeneden ziyade Konuşmaya yönelik olarak değerlendirilir. HasTanın ilgileri ve yapabildikleri ile ilgili olarak Konuşmayı ba�latmak daha faydalıd�r. Daha sonra sorunlar üzerinde durulmalıdır. özürleri, kısıtlılıklar ve başvuru nedenleri üzerinde konu�ulmalıdır.

Görüşümenin sÖZEL olmayan boyutunda verilen basit görevlerdeki performansı, yakınl�� , duygu ifadesi, dört kontrol , dikkat süresi, etkinlik düzeyi ve, uygunsuz davranışları değerlendirilir.

T�bbi gözden ge�irme: Burada hasTanın gelişimi ve tıbbi �yk�s , ge�mi�te etiolojiyi a���a ��karmaya yönelik Değerlendirmeler, birlikte bulunan tıbbi hastalıklar ve onların tedavisine yönelik yaklaşımlar gözden geçirilir. Bunların bilinmesi Tanı konulmam� olgularda önemlidir.

Zeka Geriliçinin Doğum öncesinde Tanınmas :

Fetusun genotipik ve fenotipik özelliklerini incelemek ve bozuklukları saptamak için yapılan biyomedikal araştırmalar son yıllarda artmıştır. Zeka geriliçinden "korunma" şeklinde de Tanımlanabilen bu işlemler genetik danışmanl���n alanıd�r.

çocuk isteyenlerde en fazla kayg veren d��öncelerden birisi, çocuk zeka gerisi olup olmayaca��d�r. Aile �yk�s , kişisel �yk , klinik, aile üyeleri ile ilgili laboratuvar ve diğer Tanı araştırmalar gebenin anormal bir fetusa sahip olup olmayaca��n ortaya koyabilir. Mendelian ge�i ürünt�s�ndeki bir bozukluğun risk oluşturmas gibi kromozom kısal�k saptanması olasıd�r. örneğin, Tay-Sachs hastalığı taşıyan her iki ebeveyn %25 oranında bu bozukluğu olan bir bebe�e sahip olacaklardır. Down sendromlu bir çocuğa sahip olan ve karyotipleri de normal olan birçok ebeveynin gelecekteki diğer çocuğu %1 oranında bundan etkilenebilir. Bundan dolayı gebelikten önce ailelerin genetik danışmanlık almaları Özürlü bir çocuk olma olasılığını ortaya koyabilir.

önemli

Zeka geriliçine neden olan etmenlerin doğum öncesinde Tanınmas için kullanılan yöntemler şunlardır:

1. Ultrasonografi: Gebelik sırasında yapılan ultrasonografi ile fetustaki hidrosefali, mikrosefali, hidranensefali, holoprasensefali ve porensefali gibi beyin patolojileri ve serebellar vermis agenezisi (Joubert sendromu) gibi ciddi eksiklikler gösterilebilir. Ayrıca, Down sendromu, Bourneville hastalığı (tubero skleroz), duodenum atrezisi-stenozu ve kardiyak rabdomiyotoma gibi sinir sisteminden başka çeşitli doku anormalliklerinin saptanması da olasıd�r.

2. Amniyosentez: Gebeliçin 16'nc haftas�nda transabdominal amniyosentez ile az miktardaki amniyon s�v�s�n�n aspirasyonu fetustaki bir sendromun, bozukluğun veya hastalığın saptanmasına olanak sağlar. Bu işlemin yapılmasındaki en fazla gereksinim fetal kromozom kısal���n�n olup olmadığını anlamaktür. diğer gereksinimler ise a��k bir n�ral t�p�n ve biyokimyasal olarak değerlendirilebilen metabolizma hastalık saptanmasıd�r. Amniyotik s�v örnekleriile desoksiribon�kleik asit (DNA) araştırmalar da yapılabilir. örneğin, fenilketon�rili bir fetus, fenilalanin hidroksilaz genindeki patolojinin saptanması ile anla��labilir.

3. Fetoskopi: Gebeliçin ikinci � ayında, transabdominal yolla, fiber optik ayg�tlar kullanılarak fetusun d� yapısın�n doğrudan gözlenmesi ve Tanı amacıyla bazı dokulardan örnekler alınması yöntemidir. diğer inceleme yöntemlerinin daha güvenli ve etkin olmasından dolayı fetoskopinin sınırlı uygulama alanı vardır.

4. Korionik villus örnekleri: Vajinal ve servikal yolla, bazen de transabdominal olarak, birinci trimestrin sonuna doğru korionik villus Örneklerinin alınması birçok fetal anormalliklerin Tanısına olanak sağlar. Zeka geriliçinde fetal karyotipin ve enzim eksikliklerinin saptanması amacıyla yapılır. yukarı

Birlikte Bulunan Engeller ve Psikiyatrik Bozukluklar

Zeka geriliği olan bir kişi Ayrıca bir veya birden fazla fiziksel veya ruhsal bozukluk gösterirse buna "çoğul engellilik" denir. çoğul engellilik Eğitimsel, toplumsal ve i uyumunda önemli etkiler yapar.

1. Fiziksel engeller:

a. Görme bozuklular : Zeka geriliği olanların %10 kadar�nda Görme bozuklukları vardır. Bu oran ileri zeka geriliği olanlarda %15'e kadar artmaktadır.

b. işitme kaybı: Zeka geriliği olan nüfusta yapılan araştırmalar %10-15 oranında işitme Sorunlarının olduğunu bildirmektedir. İleri derecede zeka geriliği olanların %80'inde, ağır zeka geriliği olanların %51'inde odiyometrik incelemelerin yapılamadığı belirtilmektedir. Evok yan�tlar�n kullanılması ile zeka geriliği olanların işitmesi Hakkında daha sağlıklı bilgiler elde edilebilir.

c. Konuşma ve dil Sorunları: Zeka geriliği olanlarda çeşitli derecelerdeki Konuşma bozuklukları %50 kadardır. Bu oran işitme güçlüğü olanlardan 3-4 kat daha fazladır. gecikmiş veya bozuk Konuşma %44, kekemelik %5 kadar bulunur. SÖZEL iletişimi olmayanlar da %30 gibi yüksek orandad�r. Zeka geriliği olan çocuklarda dil gelişimi iki yönden ele al�nabilir: Niceliksel g�r��e göre, zeka geriliği olan çocuklarda bilişsel olarak normal geli�en çocuklardaki gibi bir gelişim olmakla birlikte gecikme söz konusudur. Niteliksel g�r��e göre ise, bu çocuklardaki dil gelişmesi yaln�z yavaş değil, ayk�r bir gidi göstermektedir. Dil, iletişimi sağlayan kurallar Bütün�d�r. Dilbilgisi sesişaretleri (fonoloji) kurallar�n , s�z dizimi (sentaks) kurallar�n , anlambilim (semantik) kurallar�n ve Konuşmada başlant (pragmatik) kurallar�n içerir. Zeka geriliği olan çocuklar normal çocuklara göre, ÖZELlikle s�ylem (artikulasyon) bozuklukları gösterirler. Down sendromlu çocuklarda diğer etiyolojik gruplara göre daha s�k s�ylem, ses ve d�z�n (ritim) bozuklukları vardır. Zeka gerisi olan çocuklar normallere göre daha kısa ve daha az karmaşık tümceler kurarlar. Bundan dolayı bu çocuklar iletişimde yeteri kadar a��k olamazlar. Zeka geriliği olan çocuklar soyut ifade etme güçlüğü gösterdiklerinden daha fazla somut terimlerkullanırlar. Ancak bir çok çocukta soyut kavramlar yaş ile artar. Zeka geriliği olan çocuklar normallerden daha az y�klem, daha çok isimkullanırlar. E�itilebilir düzeyde zeka geriliği olan çocuklar normal çocuklar gibi dinleyicilere uygun iletiler verebilirler. Bu çocuklarda Konuşmadaki başlant en az eksiklik gösteren aland�r.

d. Epilepsi: Zeka geriliği olanlarda epilepsinin epidemiyolojisi ile ilgili bilgiler kısıtlıd�r. Bunun bir nedeni sÖZEL iletişimi olmayan ağır ve ileri derecede zeka geriliği olanlarda epileptik n�betleri epileptik olmayan davranışlardan ayırmadaki güçlük, bir diğer nedeni de kendini yaralama, dönemsel saldırganlık, sakarl�k ve ağır tepkisel davranışların epileptik durum ile karşımas�d�r. Bu güçlü�e karşın, zeka geriliği olanlarda olmayanlara göre daha s�k ve ileri derecede epileptik n�betlerin olduğu da gösterilmiştir. Kurumlarda bakşlanların %31'inde, kurum d���nda yaşayanların %15-18'inde epileptik n�bet �yk�s�n�n olduğu saptanm��tür. Zeka BÖLÜM azald�k�a epilepsi riski de artar. örneğin, normal nüfusta %0.7 olan epilepsi g�r�lme s�kl�� hafif derece zeka geriliği olanlarda %3-6, zeka BÖLÜM 35-49 arasında olanlarda %23 ve zeka BÖLÜM 20 nin altInda olanlarda ise %50 oranındad�r.

e. Serebral palsi: Serebral palsi ile zeka geriliği çoğunlukla birlikte g�r�l�r. Serebral palsili çocukların büyük kısmında ağır ve ileri derece zeka geriliği de bulunur. Serebral palsili olanlarda zeka geriliği oranı %37'den %71'e kadar değişiklikler göstermektedir. çeşitli araştırmaların bir ortalamas�ndan s�z edilecek olursa serebral palsili insanların %45'inde aynı zamanda zeka geriliği de vardır.

2. Ruhsal engeller:

Zeka geriliği, uyum sorunu olan bu kişilerin Sorunlarıyla ba�a ��kma yeteneğini azaltt���ndan ruhsal bozuklukların riskinde bir art��a neden olmaktadır. Zeka geriliği olanlarda ruhsal bozuklukların gerçek da��l�m iyi bilinmemekle birlikte %27'den %71'a kadar değişim gösterdiği belirtilmektedir. Belki de bunun nedeni, bu hastalardaki ruhsal bozuklukların Tanınmas�ndaki güçlüktür. Zeka geriliği olanlar toplumun isteklerini yerine getirmede zorlanırlar. Duygusal �at��malar çözmek için bilişsel yetenekleri azd�r ve yarg�lamalar bozuktur. Toplum sorgulamas yöntemi ile yapılan araştırmalar, zeka geriliği olan çocukların %20-35'inde bazı ruhsal bozuklular�n olduğunu ortaya koymu�tur. Ruhsal bozukluklar ile yapısal beyin hasar ve epilepsi arasında anlamlı ilişkilerin olduğu gösterilmiştir. Zeka BÖLÜMleri normal olan, fakat yapısal beyin hasar olmayıp yaln�z epilepsileri olan çocuklarda ruhsal bozukluk s�kl�� %28.6; epilepsisi olmayan fakat yapısal beyin hasar olanlarda %37.5; her ikisi de bulunan çocuklarda %58.3'tür. Bu bulgular, yapısal beyin hasar ve epilepsinin ruhsal bozukluk meydana getirmede birikerek artan bir etki yaptığın göstermektedir.

A. Psikotik bozukluklar: Birçok yazar, psikozlara, zeka geriliği olanların normallerden daha yatk�n olduğunda birleşirler. Zeka geriliği olanlarda psikozlar�n g�r�lme s�kl�� %3-12 kadardır. �izofreni, zeka geriliği olanlarda en s�k rastlanan psikozdur. Paranoid bozuklukların da az g�r�ld�� bildirilmektedir. Zeka geriliçinde tek kutuplu depresyonun seyrek g�r�ld�� ile ilgili genel bir kan vardır. Yaz�nda iki kutuplu duygulan�m bozukluklarının bunlardan daha fazla g�r�ld�� yer almaktadır.

Hafif derecede zeka geriliği olan ve sÖZEL iletişimi iyi olan bireylerde �izofreni Tanısı konulmas , zeka geriliği olmayanlardan farklı değildir. Fakat ileri derecede zeka geriliği olanlarda Tanı koymak zordur. Belirtilerin zeka geriliçine mi, yoksa psikoz belirtisine mi ait olduğunu belirlemek g��tür. Belirgin dezorganize davranışlar ve negatif belirtiler var ise, premorbidden belirgin farklılık gözleniyorsa başka türl adlandırılamayan (BTA) psikotik bozukluk Tanısı konabilir. Hayali arkada ile Konuşmalar işitsel san�lar ile karşıtür�lmamalıdır.

B. Nevrotik bozukluklar: Zeka geriliği olanlarda nevrotik bozuklukların g�r�lme s�kl�� %4-6 kadardır. Bu oran genel nüfustaki orandan daha fazladır. Hafif ve orta derecede zeka geriliçinde konversiyon bozukluğu en s�k görülendir. diğerleri anksiyete tepkileri, obsesif-kompulsif ve fobik bozukluklardır. Distimik bozukluk da normallerden daha fazla g�r�l�r. çeşitli düzeylerde zeka geriliği olan 110 kişi üzerinde yapılmış olan bir çalışmada ise anksiyete bozukluklarının �izofreni, depresyon, kişilik bozuklukları, uyum bozuklukları ve organik beyin sendromundan daha az g�r�ld�� bulunmu�tur.

C. Ki�ilik bozuklukları: Yaz�nda, zeka geriliği olanlardaki antisosyal, pasif-agresif ve başıml kişilik bozukluklarından çok az s�z edilmektedir. Az sayıdaki bu araştırmalarda kişilik bozukluklarının %25 gibi yüksek bir oranda olduğu bildirilir. Su�lular arasında yapılan çeşitli araştırmalarda ise zeka geriliği oranı %0.5 ile %55 arasında bulunmu�tur. Zeka geriliği olanların en fazla i�ledikleri su�lar homosid ve cinsel su�lardır. Ancak, bu insanların daha çok sosyoekonomik düzeyi d���k kesimden geldiğii ve hapishanelere orant�s�z bir şekilde da��ld�� d���n�lmektedir.

Zeka geriliği olanlarda intihar s�kl�� Hakkında yeterli bilgiler yoktur. Bu insanların alkol ve madde k�tüye kullanımı Hakkında da az şeyler bilinmektedir.

Zeka geriliği olanlar arasında yaşam olaylarına bağlı olarak kendine yönelik zararl davranışlar (self-mutilasyon), kişiye ve mala yönelik fiziksel sald�r�lar diğer ruhsal bozukluğu olanlara göre anlamlı düzeyde farklı bulunmu�tur. ağır ve ileri derece zeka geriliği olan 251 deneklik bir grupta kendini yaralama davranış %36, saldırganlık %30, ajitasyon %13, hiperaktivite %10 ve diğer Davranış Bozuklukları %47 olarak saptanm��tür.

D. çocuklu�un psikiyatrik bozuklukları: yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların çoğu aynı zaman da zeka geriliçine sahiptir. Otistik bozukluğu olan çocukların %75'i zeka geriliği kriterlerini karşılar. Otistik bozuklukta karşılıklı sosyal etkileşimde ve sÖZEL-sÖZEL olmayan sosyal iletişimde önemli derecede bir bozulma vardır. Buna karşın zeka geriliği olan çocukların karşılıklı sosyal etkileşimlerinde önemli bir bozulma yoktur, sosyal iletişime girerler, gelişim düzeylerine uygun olarak sÖZEL veya sÖZEL olmayan (göz temas , jestler gibi) iletişim kurarlar. Ancak ileri derecede zeka geriliği olanlar; yetersiz dil becerilerinin olması, kendini uyarıcı davranışlarının olması ve sosyal becerilerinde önemli derecede bozulma nedeniyle yanlışl�kla yaygın gelişimsel bozukluk Tanısı alabilirler. Bu şartlarda yanlış pozitifli�i azaltmak amacıyla DSM-IV kriterleri modifiye edilmiştir. gelişim düzeyini düşünerek, sosyal becerilerde anlamlı derecede bozulma olmayan bireylerde YGB Tanısı konulmaktan kaçınılmalıdır.

Zeka geriliği olan bireylerde, dikkat Eksikliği ve ağır hareketlilik psikiyatriye müracaatın sık nedenleri arasındadır. Bu populasyonda dikkat Eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nun yaygınlığı normal populasyona benzer olup, tahminen %4-11 arasındadır. DEHB formal Tanısı DSM-IV kriterlerini tam karşılıyorsa konmamalıdır. DEHB Tanısı birçok bilgi vericiden alınan gözlenebilen davranışa dayan�r. DEHB ilaç yan etkisinden veya okulda çocuktan beklentinin yüksek olması gibi duruma özgün dikkatsizlikten ayırt edilmelidir. çocuğun kurallara uymamas , sosyal kurallar anlama ve karşıt iletişim geliştirme becerilerindeki yetersizlikle ilişkili olabilir.

Hafif derecede zeka geriliği olan çocuk ve ergenlerde davran�m bozukluğu yaygınlığı %33 olarak bildirilmiştir. Zeka geriliği olan bireyler sıklıkla uyumsuzluk ve bakım verenin yönergelerine uymama nedeniyle getirilirler. Davranım bozukluğu ve karşıt olma bozukluğu kiçinin Şartlarına, sosyal kurallar anlama yetisine ve karşıt iletişim becerilerine göre değerlendirilmelidir.

Zeka geriliği olan çocuklar arasında stereotipik davranışlara, kendine zarar verici davranışlara ve pika gibi yeme bozukluklarına da sık rastlanır.

Zeka Geriliğinin İzlenmesi ve Tedavisi

Dünyada hızla geli�en Tanı yöntemleri ve tedavi olanaklar zeka geriliği olanların yaşamlarını artürmaktadır. Tanı ne kadar erken konulursa o kadar çok şey yapılabilir. Doğumsal kapak hastalığı veya septal defekti olanlara kalb cerrahisi, kraniyostenozu olanlara beyin cerrahisi girişimleri uygulanabilir. Kernikterusta kan�n değiştirilmesi, fenilketon�ri ve galaktosemide ÖZEL diyet, Hurler hastalığında veya piridoksin Eksikliğine bağlı epilepsilerde ÖZEL vitaminler, çeşitli hipoglisemilerde hormonlar ve glikoz perf�zyonları zeka geriliği olasılığını azaltan önlemlerdir. Tay-Sachs hastalığı ve çeşitlerinde genetik m�hendisli�i ve enzim tedavisi gönceldir. Zeka geriliği olanlara daha iyi bakım�n sunulmas , Eğitimlerindeki veya öğretimlerindeki kalitenin artürılması ve davranış tedavisi onların geleceğini olumlu etkiler. Doğum koşul iyile�tirilmesi ve bebeğin komplikasyonsuz do�mas için önlemlerin alınması zeka geriliği olasılığını azaltür. Fetustaki Sorunların gürünt�lenmesi ve amniyosentez ile incelenmesi yararlı koruyucu girişimlerdir. Gebelik sırasında kullanılan tıbbi ilaçlar�n erken ve ge etkilerini izleme veya b�yle nedenleri olan annelerin bebekleri meme ile beslememesini sağlama da diğer önlemlerdir.

Doğum sonrasında an�msanmas gereken, bebeğin beklenen gelişim düzeyinde olmasıd�r. Bunun yaşamsal önemi vardır. Bebeğin ba çevresinin ölçülmesi, iskelet, endokrin ve dola��m sistemlerinin incelenmesi, fenilketon�ri ve diğer işlevsel bozuklukların Tanınmas gerekir. Doğumdan birkaç hafta sonra Moro refleksi, tutma refleksi ve emme refleksi ile kendiliçinden olan hareketler s�nanmalıdır. Bebeğin işitme ve Görme yan�tlar , göz hareketleri ve gözleri odakla�türmas , tonik boyun refleksi, g�lmesi, başın tutmas ve ses ��kartmas gelişmenin iyi olduğunu gösterir. Oturma, nesneleri kavrama ve destekle yürüme genellikle 12 aydan önce olur. Ya�a uygun olmayan bir davranış daha fazla dikkati ve izlemeyi gerektirir.

Zeka geriliği olan bireylerdeki psikiyatrik bozuklukların tedavisi zeka geriliği olmayan hastalardan farklı değildir. Fakat hasTanın gelişim düzeyine uygun olarak gerekirse teknikler modifiye edilir. T�bbi, davranışsal ve Eğitim girişimleri eşgüdümlü olarak yapılmalıdır.

Zeka geriliçinde y�k�c davranışların farmakolojik tedavisi:

Zeka geriliği olanlarda d��ar�ya veya kendine yönelik sald�rgan davranışlar yönetilmesi g� klinik sorunlar yaratabilir. Zeka geriliği olan bireylerde psikotrop ilaç kullanımın�n en gerekli olduğu durum y�k�c davranışlardır. Y�k�c davranışların en yaygın gözlenen � tipi:

Kendine zarar verici davranışlar
Stereotipik (tekrarlayıc ) davranışlar
Agresyon (saldırganlık)

N�roleptikler: Y�k�c davranışların tedavisinde en yaygın olarak n�roleptikler kullanılmaktadır. En fazla kullanılanlar tiyoridazin, klorpromazin ve risperidondur. Tiyoridazinin günlük 2.5 mg/kg'l�k dozlar kendini yaralama davranışın , günlük 5.9 mg/kg'l�k dozlar da sald�rganl�� azaltmada yeterli bulunmu�tur. Risperidonun günlük 0.5-2 mg'l�k dozlar da etkilidir. Haloperidol gibi butirofenonlar da oldukça s�k kullanılmaktadır. Zeka geriliği olan çocuklarda günlük 0.05 mg/kg'l�k haloperidol dozu sald�rganl�� kontrol edebilir. Ge diskinezi, uzun süre n�roleptik kullananlarda ortaya ��kt�� bilinen ciddi bir yan etkidir. Yeni olgular�n g�r�lmesi %15 kadardır. Gençlerde ve orta yaştakilerde daha az g�r�l�r. Zeka geriliği olanlarda ge diskinezi riski beyin hasar�n�n s�kl���ndan dolayı artabilir. Ayrıca birlikte epilepsinin bulunması d���k potensli n�roleptiklerin kullanımın g��le�tirir. D���k etkili n�roleptikler yüksek dozlarda kullanıldığı�nda kornea ve lenste matla�malar olabilir. Bu nedenle yüksek dozda tiyoridazin ve klorpromazin kullanan hastaların yıll�k göz muayenelerinin yapılması gerekir.

Zeka geriliği olan hastalarda tedavinin temelini davranış değiştirme ve günlük yaşant�daki etkinlikleri normal bir duruma getirme oluşturur. N�roleptikler sald�rganl���n ve kendini yaralama davranışın�n kontrolünde önemli sonuçlar vermekle birlikte bu, hastaların etkin davranış tedavisi Programların engelleyebilir.

Son yıllarda aynı amaçla atipik n�roleptikler kullanılmaya başlanmış�tür. Risperidon, olanzapin gibi atipik n�roleptiklerin akut yan etkileri ve ge diskinezi etkileri daha nadirdir. Fakat kilo alma sorunu en s�k gözlenen yan etkidir.

Benzodiazepinler: Benzodiazepinlerin zeka geriliği olanlardaki sald�rganl�� kontrol etmelerinin rol a��k olarak bilinmemektedir. Fakat iki yönden yararlı işlevleri olduğu d���n�l�r. Birincisi, organik nedene başlanamayan sald�rgan davranışlardaki yüksek kayg düzeylerine etkilidirler. İkincisi, sald�rgan davranışlara neden olan n�ronal de�arjlarla karakterize episodik Davranış Bozuklukların kontrol ederler. Episodik Davranış Bozuklukları olan hastalardaki saldırganlık belirtilerini gidermek için klorazepat, diazepam, oksazepam, klonazepam ve triazolam gibi benzodiazepinler a��z yoluyla verilebilir. Parenteral preanestetik bir madde olarak kullanılan midazolam da bir benzodiazepin türevidir ve sald�rgan davranışları kısa sürede kontrol eder. Elektroensefalografik anormalliklerin olduğu durumlarda difenilhidantoin, karbamazepin, pirimidon ve valproik asit gibi antikonvulsanlar seçilmesi gereken ilaçlar olmalıdır. Benzodiazepinler bazen de sald�rganl�� ayk�r bir şekilde artürabilirler. Sald�rganl�ktaki b�yle bir art� doza bağlı olabilir ve kayg gidermekten bağımsız olduğu d���n�l�r. Di tedavisi ve diğer prosed�rlerde tedavi öncesi kullanılan sedatif-hipnotik ilaçlar kullanımı sonucu stereotipisi ve kendine zarar verici davranışları olan zeka geriliği olan bireylerin 2/3'�nde paradoksal tepkiler gözlenmi�tir.

Lityum: Duygulan�m bozukluğunun olduğu zeka geriliçinde lityum tedavisi sald�rganl�� hafifletebilir. Duygulan�m bozukluğu olmayan birçok hastada da lityum ile saldırganlık ve kendini yaralama davranış başarı ile tedavi edilmektedir. Lityum tedavisine iyi yan�t veren zeka geriliği olan eriİkinler haftada birden az saldırganlık epizodu, ağır hareketlilik, stereotipik davranışlar, epilepsi �yk�s olanlar ve kad�nlardır. Sosyal �ekilme gösteren ve seyrek saldırganlık patlamalar olan erkekler lityum tedavisinden daha az yararlanmaktadır. Lityum tedavisine uygunluk gösteren zeka geriliği için diğer ölçütler de hastaların uyaranlara ağır duyarlı olması, uyaranların anlamını değerlendirememeleri ve �fkelerinin azalt�lmas�nda başarıl olamamalar�d�r. Organik bir patolojinin belirlendi�i zeka geriliçinde lityumun n�rotoksik etkileri g�r�lebilir. Epileptik bozukluğu olanlarda ve temporal lobda dalga-diken hareketi gösterilenlerde lityum epileptiform anomalilerde art��a neden olabilir. Ancak, antikonvulsan tedavi altInda olup da tedavi edici düzeyde lityum kullanan hastalarda sald�rganl���n azaldığı bildirilmektedir.

Karbamazepin: Bir antikonvulsan ve antimanik ajan olan karbamazepin daha çok subkortikal b�lgelere etkilidir. Temporal lob epilepsisi olan hastalarda saldırganlık n�betlerinin erken yaşta ba�lamas erkek cinsiyetiyle, d���k zeka BÖLÜM�yle, d���k toplumsal kesimden gelmeyle ve epileptik oda��n dominant hemisferde olmasıyla yakından ilgilidir. Limbik b�lgeyle ilgili n�betlerde de karbamazepin se�ilebilecek bir ilaçtür.

Trisiklik antidepresanlar: günlük 10-75 mg gibi küçük dozlardaki trisiklikler ağır ve ileri derecede zeka geriliği olan hastaların davranışlarında ve dikkat sürelerinde etkin bir dÖZELme meydana getirir. �mipramine yan�t vermeyenlerde amitriptilin veya aksi denenebilir.

Hidroksitriptofan: Lesch-Nyhan, hipoksanten guanin fosforibosil transferaz enziminin yoklu�u ile belirli kal�tsal bir hastalıktır. Bu hastalarda allopurinol ile kontrol edilen metabolik sorunlarla birlikte nörolojik ve davranışsal bozukluklar da vardır. Bunlardaki sald�rganl���n ve kendini yaralama davranışlarının serotonin prek�rs�r olan 5-hidroksitriptofan ile azaldığı ve hidroksitriptofan�n karbidopa ile karşı�m�yla da iyi sonuçların al�nd�� bildirilmektedir.

Opiat antagonistleri: Zeka geriliği olanlarda trimopamın sald�rganl�� ve kendini yaralamayı tiyoridazinden daha iyi kontrol ettiği bulunmu�tur. Ancak trimopamın toksik etkisi nedeniyle ileri klinik çalışmalar yapılamam��tür. Gama melatonini uyarıcı hormon, melatonin ve nalokson gibi opiat antogonistleri üzerindeki çalışmalar devam etmektedir. Kendini yaralama davranışın�n ve otizm belirtilerinin beyindeki bazı opioid sistemlerdeki ağır etkinlikten olduğu varsayılmaktadır. Bu nedenle zeka geriliği olanlardaki kendini yaralama davranış ile otizm tedavisinde naltreksonun etkinliği ve güvenirli�i ara�tür�lmaktadır. �mit verici sonuçların yanı sıra naltrekson tedavisinin otizmde ve kendini yaralama davranış olanlarda başarısız olduğunu bildiren çalışmalar da vardır.

sonuç olarak, zeka geriliçindeki saldırganlık ve kendini yaralama davranışları için hiçbir ÖZEL farmakolojik tedavi yoktur. Uygulanacak olan farmakolojik tedavi belirtilere yönelik olmalı, anormal davranış kontrol etmeyi ve davranış değiştirme Programların desteklemeyi amaçlamalıdır.

Zeka geriliçinde psikoterapi:

Zeka geriliği olanlar günlük yaşamın getirdiği streslerle ba edebilmek için yeterli ego kaynaklarına sahip olmad�klar�ndan birçok duygusal bozukluklara yatk�nd�rlar. Bu konudaki tedavi gereksinimleri artmas�na karşın zeka geriliği olanlarla psikoterapi uygulamaları azd�r. Bunun nedenleri �u şekilde sıralanabilir: "Zeka geriliği olanlar zorluklar�n daha az fark�ndad�rlar ve yardım istemek için yeteri kadar g�d�lenmeleri yoktur. D���k zeka düzeyi davranışın değiştirilmesigerektiğini anlamaya engeldir. Zeka geriliği olanlarda dört kontrol ve kendilerinde güvenin gelişmesi için ego g�c zayıftür. Bu hastalarda belirli bir sonuca ulaşmak için çok fazla çaba gerekir. Psikoterapistler zeka geriliği olanları anlamakta yetersizdirler. Terapist ile hasta arasında anlam �at��malar ortaya ��kar." Ancak birçok iyi çalışma, bu d��öncelerin çoğunu doğrulamamaktadır. D���k zeka BÖLÜM olanların psikoterapiden son derece yararland���n aktaran olgu bildirimleri vardır.

davranış tedavisi:

Zeka geriliği olanların % 96's�n oluşturan hafif ve orta gruplarda davranışsal girişimler son derece etkilidir. Zeka geriliği olanlara uygulanan davranış tedavisinin amacı ruhsal bozukluğu tedavi etmek değil, yetenek eksikliklerinin bulunduğu kendilik kontrol , sosyal beceriler ve Eğitim Sorunları gibi alanlardaki uyumu kolaylaştırmaktür. Kendilik kontrol Sorunları uyarılm� nitelikteki davranışların dÖZELtilmesini, olumlu davranışların peki�tirilmesini ve stereotipilerin azalt�lmas�n amaçlayan tekniklerle tedavi edilir. Bazen edimsel koşulland�rma yöntemi de kullanılır. üstenmeyen davranışları etkin bir şekilde azaltan cezaland�rma ise en son başvurulacak yoldur. davranış tedavisi ile sosyal yeteneklerde, ÖZELlikle iletişim ve günlük yaşam yeteneklerinde belirgin dÖZELmeler sağlanır. Genel olarak peki�tirme teknikleri anlatüm dilinin gelişmesinde, yönergeleri anlamada ve izlemede, temel kişisel ve ev i�i yaşam becerilerin kazan�lmas�nda olumlu sonuçlar verir. davranışsal girişimlerin uygulanmasıyla akademik performansta da art� g�r�l�r.

Mental gerilik

Mental gerilik (MG) kiçinin yaşam boyunca engelli olmasına yol a�an, öğrenme ve adaptasyon güçlüğü ile karakterize bir durumdur.

MG'li kişilerin intellekt�el i�evleri azalmıştür. A�a��da belirtilen uyumsal yeteneklerden en az ikisinin sınırlı olması MG Tanısın d���nd�rmelidir.

1- İletişim yeteneği, 2- �z bakım, 3- Ev yaşamına uyum, 4-Sosyal beceri, 5- Toplumsal faaliyetlere katılma, 6- Kendini y�netebilme, 7- Akademik i�levler, 8- Bo zamanların değerlendirilmesi, 9- i yaşamına uyum.

Bebeklik ve okul öncesi �a�lar�nda MG deyimi yerine gelişimsel Gerilik (GG) s�zc�� daha uygundur. çünkü bazı n�romuskuler bozukluklar veya Konuşma güçlükleri daha sonra dÖZELebilir. Yine de gelişimsel geriliği olan her çocuğun izlenmesi ve incelenmesi gerekir.

�a��m�z�n başlang�c�nda yapılan çalışmalarda bat�da MG prevalans yaklaşık %3 bulunmu�tur. Okul çağında (6-17 yaş) % 1.14) Genetik polikliniklerine pediatri yada diğer disiplinlerden incelenmek üzere günderilen hastalar arasında MG/GG'li hastalar en ba�ta gelmektedir. MG Tanısı alan çocuklar ayrıntılı olarak incelenmelidir. MG'nin nedenleri çok çeşitli, incelemeleri zaman alıcı, karmaşık ve maddi y�k de oldukça ağırd�r. Bilimsel yaklaşım d���nda bu hastaların ayrıntılı olarak incelenmelerini gerektiren bağlıca nedenler:

1-Ailenin sorularına yan�t vermek
2- Tedavi Programın kararla�türmak
3-�lerde olu�abilecek komplikasyonları belirlemek
4- Bak�m se�eneklerini planlamak 5-şlgili kuruluşlarla i�birliçini sağlamak.

Ailenin bağlıca sorular :

Neden ve nasıl oldu?
�lerde beklenen komplikasyonlar nelerdir?

Tedavi olanaklar ?
Bir dahaki gebelikte tekrarlama riski / erken/prenatal Tanı için neler yapılabilir?
Yeni bir gebelik için se�enekler nelerdir?
Bu durumun gelecek ku�aklara etkisi ne olacaktır?

*Bu sorular MG/GG saptanan ve kesin bir Tanı verilemeyen her çocuğun incelenmesini gerektirecek derecede önemlidir. Bu sorular ancak çeşitli incelemeler sonucunda spesi�ik bir Tanı konabilen durumlarda yan�tlanabilir.

Spesifik Tanı olanakl olduğunca erken bir evrede sağlanmalıdır. çünkü;

�arkl nedenler yineleme riskini değiştirir
Bazı spesifik durumlarda kesin tedavi olanağı vardır.
Erken ve doğru Tanı ile gereksiz ve pahal birçok inceleme �nlenebilir
Spesifik Tanı ve prognozun belirlenmesi tedavi kurum tutumlarını belirler.
Aileler bilinmeyenden kurtulman�n psikolojik rahatl���n duyarlar.

tüm bu nedenler göz önüne al�nd���nda etyolojik bir Tanısı olmayan MG veya GG li her çocuğun incelenmesi gere�i a��ktür. yukarı

MG Etyolojisinin Belirlenmesi (Spesifik Tanı)

Nedenler çok çeşitlidir ve yapılan tüm incelemelere karşın olgular�n yaklaşık % 40-60 �nda etyoloji belirlenememektedir (Tablo 1).

Etyololojinin belirlenmesinde aşağıdaki etmenler önemlidir:

Ailenin Tanı isteği ve işbirliği
öncelemelere erken yaşta başlanması
E�lik eden anomalilerin olması
Yakın akrabalar�n muayene edilebilmesi
�zleme ( zamanla geli�en spesifik fiziksel veya davranış fenotipleri ve yeni testler)

önemli
Yanl� Tanı koymaktansa spesifik Tanıy geciktirmek daha doğrudur. Yanl� Tanı yanlış stigmatizasyona ve etiketlenmeye yol a�ar. Daha sonra doğru Tanı konsa bile eski Tanı yıllarca sürebilir. Inceleme sonucu spesi�ik Tanı konamasa bile hasar�n ne zaman olu�tu�u ve yineleme riski belirlenebilir.

Tablo:

Mental Gerilik Nedenleri %

Kromozom Anomalileri 4-28
Tek Gen Hastaliklari Ve Sendromlar

7-21
SSS Yapisal Anomalileri
7-17

Prematürite Komplikasyonları 2-10
çevresel/Teratojenik 5-13
K�ltürel/Ailevi

3-12
Metabolik/ Endokrin 1-5
Bilinmiyen 30-50

Mental Gerili�i Olan çocuğa Genetik yaklaşım

MG'li çocukta önceleme

Klinik önceleme
�yk ve aile a�ac
Fizik muayene
Disiplinler arası işbirliği ve kons�ltasyon
Laboratuar önceleme
Genetik testler (Kromozom, DNA)
Metabolik testler
Gürünt�leme yöntemleri

�yk :

Ayr�nt�l pre ve postnatal �yk alınmalıdır. Hastaya ve akrabalar�na ait eski t�bb kayıtlar�n incelenmesi ÖZELlikle n�rodegenerati bir hastalığın belirlenmesinde, perinatal komplikasyonların a���a ��kmas�nda önemlidir.

Aile a�ac :

Öğrenme Güçlüğü, psikiyatrik bozukluk, otizm ve MG yönünden � ku�a� soru�turan bir aile a�ac ��kar�lmalıdır.

Fizik muayene:

Kafadan ayak parmağına kadar dikkatle yapılmal ve ÖZELlikle yüzle ilgili ve spesifik sendromlar için yol gösterici olabilen dismorfik bulgulara dikkat edilmelidir.

Deneyimli bir klinikçinin yaptığı fizik ve nörolojik muayene genetik Değerlendirmede en önemli basamaktür. Fizik muayenenin yerini hiçbir laboratuar incelemesi yada tarama testi alamaz.

- Olanakl ise eski ve yeni fizik ölçümler (ba çevresi,büyüme parametreleri) alınmalı ve normal değerlerle karşılaştırılmalıdır.

- Nörolojik muayene tam ve ayrıntılı olarak yapılmalıdır.

- Fizik muayenede saptanan tüm anormal bulgular kaydedilmeli ve foto�ra�arla belgelendirilmelidir.

- Dikkatli ölçümlerle belgelendirilmezlerse hipertelorizm, ince üst dudak, veya mikrognati gibi Tanılar inand�r�c olmaz. Pratikte �bu ölçümleri almak her zaman kolay olmayabilir. Bunun yerine minor anomalilerin anne, baba ve kardeşlerle karşılaştırılması daha pratik bir yaklaşımdır. çocuğun fiziksel olarak aile bireylerine benzemediği çoğu kez anne-baba tarafından da doktora ifade edilir.

Hastada saptanan minör varyantlar ve anomalilerin yakın akrabalarında görülmemesi incelemeleri yönlendirebilir.

- davranış fenotipinin değerlendirilmesi bazı sendromların Tanınmasına olanak verebilir. davranış fenotipinin, yürüme şeklinin, hareketlerin değerlendirilmesinde video kayıtlar yararlı olabilir( frajil X S, Angelman S, Rett S. v.b..)

- Odyolojik, oftalmolojik ve psikometrik Değerlendirme ilk başvuruda yapılmal ve belirli aralarla yinelenmelidir. yukarı

Laboratuvar öncelemeleri
MG'li bir çocuğun incelenmesi sırasında çok sayıda test seçeneği varsa da bu testler her hasta için selektif ve amaca yönelik olarak ve sıra ile yapılmalıdır.

1.KROMOZOM analizi (Sitogenetik)
2.�RAJ�L X testi (moleküler)
3.METABOLİK testler (aminoasit ve organik asitler)
4.GÖRÜNTÜLEME ( US, BBT ve MRI ve diğer)
5.SPESİFİK TANIYA YÖNELİK TESTLER
MG lerde kromozom anomalisi bulma oranı %4-28 arasında değişir.
MG nin derecesi ağır ve e�lik eden konjenital anomalilerin (minor veya major) varsa kromozom patolojisi oranı artar. Gürünürde minor yada major anomali olmasa bile kesin bir Tanısı olmayan tüm MG lerde karyotip �nerilmelidir.

Yöntemler
1.RUTİN bantlama (500 bant düzeyinde) karyotip ( trizomi veya monozomiler, büyük yapısal anomaliler)
2.HRBT(Yüksek rezolüsyonlu bantlama ) karyotip ( bazı minor yapısal anomaliler) 3.�ISH (sitogenetik+moleküler yöntemler) (minor yapısal anomaliler)
FRAJ�L X testi (moleküler)
Metabolik testler (aminoasit ve organik asitler)
Gürüntüleme ( US, BBT ve MRI ve diğer)
Spesifik Durumlar:
Enzimler, �ISH ve DNA testleri , kas biyopsisi ve iskelet grafileri

Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir. Özel Tanı Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Tanı Özel Eğitim Merkezi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıp dağıtılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır
Tanı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Talatpaşa Mah. Emirgazi Cad. Zümrüt Sk No:2/2 Okmeydanı Kağıthane / İstanbul
reklam ajansı